go
Logo
twitter twitter
çevrimiçi: 2666 kişi  05 Kas 2026 
 Boşluk doldurma (kelimeler)
 Boşluk doldurma (fiiller)
 Kelime tamamlama
 Fiil tamamlama
 Kelime Eşleştirme
 Fiil Eşleştirme
 Kelime Telaffuzları
 Fiil Telaffuzları
 Fiil çekim testleri

if

i. şüphe, şart
bğ. eğer, ise
  • - Tomorrow will start investigating
    - Good! If he wants to investigate, he must open the jail for Adela!
    - Of course, sir!
    - By tomorrow night, Adela will be back in your hands!
    - Yarın soruşturma başlayacak.
    - İyi. Eğer soruşturmak istiyorsa, hapishaneyi Adela için açmalı.
    - Elbette, efendim.
    - Yarın akşama kadar, Adela elinizde olacak.
  • - What if I get caught? - You're not gonna get caught.
    - Ya yakalanırsam? - Yakalanmayacaksın.

  • - And if you do? - I still won't forgive myself...
    - Ya söylediğinde? - Kendimi hala affedemeyeceğim...

  • What if she wants
    a corn dog?
    She's about to meet one.
    - Ya o mısır unlu sosisli isterse?
    - Zaten öyle biriyle tanışmak üzere.
  • - I'm sorry. This is no good. I don't think, I can see you anymore. Don't be offended, because I like you. I think, you're terrific. It's just that, I'm seeing someone else.
    - Who?
    - Nobody. You don't know him.
    - If that's the way you want it.
    - See what happens when people don't say, "I love you"?
    - Sometimes you can be a real son-of-a-bitch.
    - Üzgünüm. Bu doğru değil. Seni artık görebileceğimi sanmıyorum. Kızma, çünkü seni seviyorum. Muhteşem olduğunu düşünüyorum. Sadece, başkasıyla görüşüyorum.
    - Kimle?
    - Hiç kimse. Onu tanımazsın.
    - Eğer bu şekild olmasını istiyorsan.
    - İnsanlar 'seni seviyorum' demedikleri zaman ne olduğunu gördün mü?
    - Bazen gerçek bir pislik oluyorsun.
  • - I'm sorry. This is no good. I don't think, I can see you anymore. Don't be offended, because I like you. I think, you're terrific. It's just that, I'm seeing someone else.
    - Who?
    - Nobody. You don't know him.
    - If that's the way you want it.
    - See what happens when people don't say, "I love you"?
    - Sometimes you can be a real son-of-a-bitch.
    - Üzgünüm. Bu doğru değil. Seni artık görebileceğimi sanmıyorum. Darılma, çünkü seni seviyorum. Muhteşem olduğunu düşünüyorum. Sadece, başkasıyla görüşüyorum.
    - Kimle?
    - Hiç kimse. Onu tanımazsın.
    - Eğer bu şekild olmasını istiyorsan.
    - İnsanlar 'seni seviyorum' demedikleri zaman ne olduğunu gördün mü?
    - Bazen gerçek bir pislik oluyorsun.
  • - Can't sleep? Me neither. Want to go somewhere?
    - Now? It's 3 a. m. The whole world is sleeping.
    - Not the whole world.
    - Is this a date?
    - Just an appointment.
    - We can rest, if you want.
    - Well, then rest. See you later. I wish we could go swimming. Why can't we?
    - In our clothes? Oh, my God! You can't take off your clothes in a state park!
    - You need to learn to take a day off. Come on!
    - Uyuyamadın mı? Ben de. Bir yere gitmek ister misin?
    - Şimdi mi? Saat sabahın 3'ü. tüm dünya uyuyor.
    - Tüm dünya değil.
    - Bu bir randevu mu?
    - Hayır bir buluşma.
    - Dinlenebiliriz, istersen.
    - Peki, dinlen o zaman. Sonra görüşürüz. Keşke yüzmeye gidebilseydik. Neden gidemiyoruz?
    - Elbiselerimizle mi? Oh aman Tanrım! Devlet parkında kıyafetlerini çıkaramazsın.!
    - Bir gün izin yapmayı öğrenmen gerek. Hadi ama!

  • -Is the premier threatening to explode it, if our planes carry out their attack?
    -No, sir. It is not a thing a sane man would do.
    - Uçaklarımız saldırıya devam ettiği takdirde, onu patlatmakla mı tehdit ediyor bizi hükümet başkanı?
    -Hayır, efendim. Aklı başında bir adamın yapacağı bir şey değil bu.
  • - I wanna watch TV Horse racing. I forgot to bet on my tips. I put the bet for you if you have money. The jockey said sure win.
    - Really?
    - He told me to bet on.
    - Which one?
    - $10,000 each way, No.7 Race 3.He said sure win.
    - Televizyonda at yarışı seyretmek istiyorum. Tüyolarıma bahis yapmayı unuttum. Paran varsa senin için bahis yapabilirim. Cokey kesin kazanır dendi.
    - Gerçekten mi?
    - Bahis oynamamı söyledi.
    - Hangisine?
    - Yarış 3'te numara 7'ye. her iki yöne 10.000 dolar. Kesin kazanır dedi.
  • - You'll be golden gloves again.
    - What if I don't knock him out?
    - Tekrar altın eldivenler olacaksın.
    - Peki ya onu nakavt edemezsem?
  • - Honey, go to the casino.
    - If you're feeling better.
    - Tatlım, kumarhaneye git.
    - Kendini iyi hissediyorsan.
  • - Oh, God!
    - Oh, God! Well, if I lied to you...
    - Tanrım!
    - Tanrım! Eğer ben sana söylesem...

  • - There's a crack in the tank, it can't even slow down.
    - Or the flame will blow forward to the leaking fuel.
    - If that thing blows up...it will take the whole neighborhood in 200 meters in all direction
    - Tankta bir çatlak var, yavaşlamıyor bile.
    - Ya da alev sızan yakıta doğru patlar.
    - Eğer bu şey patlarsa tüm mahallenin her yöne 200 metresini de alır.
  • - All right I'll walk you to your car, if you'd like.
    - Yeah. Sure. It's a bad neighborhood.
    - Maybe I should walk you to your car.
    - I don't have a car.
    - You want a ride home?
    - No, thank you. I'd like to walk. Are you okay to drive?
    - I'm not drunk. You think I am? You'll know when I'm drunk. I'll be throwing up. And I never throw up, so...
    - Tamam. İstersen, seninle arabana kadar yürüyeyim.
    - Evet, elbette. Kötü bir mahalle.
    - Belki de seninle arabana yürümeliyim.
    - Arabam yok.
    - Eve bırakmamı ister misin?
    - Hayır, teşekkür ederim. Yürümek istiyorum. Sen kullanabilecek misin?
    - Sarhoş değilim. Öyleyim mi sandın? Sarhoş olsam anlardın. Kusarım. Ve ben hiç kusmam... o yüzden...
  • - There's nobody to replace me now.
    - If you get arrested, we will replace you however we can.
    - Şu anda benim yerimi alabilecek kimse yok.
    - Eğer tutuklanırsan, her ne şekilde yapabilirsek yapalım yerini alacak birini bulacağız.
  • - See those men? I'd rather they not see me. If you could just help me get to the escalator.
    - Okay.
    - Usually, you only see things like this in the movies.
    - Şu adamları görüyor musun? Onların beni görmemesini tercih ederim. Mümkünse, bana yalnızca yürüyen merdivene varmam için yardım et.
    - Olur.
    - Genellikle bunun gibi şeyleri sadece filmlerde görürsün.
  • - Now, if you can't handle it, you just tell me now. You can count on me.
    - Oh, yes. Attention. Rocket launch test.
    - Don't touch anything.
    - Five, four, three, two, one...
    - Şimdi, eğer başa çıkamayacaksan, bana şimdi söyle. Bana güvenebilirsin.
    - Oh, evet. Dikkat. Roket atış testi.
    - Hiçbir şeye dokunma.
    - Beş, dört, üç, iki, bir...
  • - This is not the time, Ace. If Einhorn comes down here and see me talking to you, I'm history.
    - I can keep him under control. You have to tell me who's on the Snowflake case.
    - Şimdi sırası değil, Ace. Eğer Einhorn aşağı gelip sizinle konuştuğumu görecek olursa, tarih olurum.
    - Ben onu kontol altında tutarım. Şimdi bana Snowflake davsında kimin olduğunu söylemelisin.
  • - Just tell me I won't get mad.
    - What if we.. No, never mind.
    - What is it? Is it about a baby? Are you saying adoption?
    - Söyle hadi, kızmayacağım.
    - Peki biz... Yok, boşver.
    - Nedir? Bir bebek hakkında mı? Evlat edinmekten mi söz ediyorsun?
  • - Do you wanna do something later?
    - I'm busy.
    - You're always busy. Is it heavy?
    - No.
    - Tell me if it is heavy. I'll carry it.
    - I said, no.
    - Sonrasında birşeyler yapmak ister misin?
    - İşim var.
    - Her zaman işin var. Ağır mı?
    - Hayır.
    - Ağırsa söyle, ben taşırım.
    - Değil dedim.

12,670 c?mle
Cümle Sözlük, bir Onur-Hoca projesidir. cumlesozluk.com © 2009 - 2026