[get] f. almak, edinmek, elde etmek, ele geçirmek; satın almak; getirmek, götürmek; varmak, gelmek; kazanmak; yapmak; idrak etmek; anlamak; başına gelmek; olmak; başlamak; canına okumak; öldürmek; açığını bulmak, yalanını çıkarmak
-Good night, Steve
- Good night, Mike (thunder rumbling) Hey, Mike, I got dibs on top bunk.
-Shut up.(laughs derisively)
- Oh, I love it.
- Why don't you shut up?
-İyi geceler Steve.
-İyi geceler Mike.(gök gürültüsü duyulur) Hey Mike, ranzanın üstünde paralarım var.
-Kapat çeneni(alaycı bir şekilde güler)
-Bunu seviyorum.
- Neden çeneni kapatmıyorsun?
-You got a second paragraph?
-A what?If it's going to be 300 pages you'II need more than one paragraph.
-That ringing sound.
-İkinci bir paragraf daha mı yazdın?
– Ne? Eğer 300 sayfalık bir yazı olacaksa, bir paragraftan daha fazlasına ihtiyacın olacak.
– Kulağa mantıklı geliyor.
- Listen, I've got an idea, the plane lands somewhere else.
- You want to hijack it?
- Why not? If you're led by political motives, it could be done. It would work out.
-Dinleyin, bir fikrim var, uçak başka bir yere iniyor.
-Ne yani, uçağı kaçırmayı mı düşünüyorsun?
-Neden olmasın? Siyasal gerekçeleriniz varsa, olabilir ve bu işe yarayabilir.
- York street Brewster's diner. How'd you get it to look like that?
- I heard they were closing, so...
- Brewster's closed?
- Yeah. I took a truck up there. I got all the fixtures. I got the jukebox. I even stole their menu.
- York caddesi, Brewster'ın Lokantası. Böyle görünmesini nasıl sağladın?
- Kapatıyor olduklarını duydum ve...
- Brewster kapandı mı?
- Evet. Oradan bir kamyon aldım. Tüm donanımı aldım. Müzik kutusunu aldım. Menülerini bile çaldım.
- York street Brewster's diner. How'd you get it to look like that?
- I heard they were closing, so...
- Brewster's closed?
- Yeah. I took a truck up there. I got all the fixtures. I got the jukebox. I even stole their menu.
- York caddesi, Brewster'ın Lokantası. Böyle görünmesini nasıl sağladın?
- Kapatıyor olduklarını duydum ve...
- Brewster kapandı mı?
- Evet. Oradan bir kamyon aldım. Tüm donanımı aldım. Müzik kutusunu aldım. Menülerini bile çaldım.
- Are you afraid of seeing the stars Patricia? I can show you how to reach them.
- I'm afraid of what you've got under there. May I see what it looks like first?
- Yıldızları görmekten korkuyor musun, Patricia? Onlara nasıl ulaşabileceğini gösterebilirim.
- Onun altında neyin olduğundan korkuyorum. Önce neye benzediğini görebilir miyim?