go
Logo
twitter twitter
çevrimiçi: 7440 kişi  28 Nis 2026 
 Boşluk doldurma (kelimeler)
 Boşluk doldurma (fiiller)
 Kelime tamamlama
 Fiil tamamlama
 Kelime Eşleştirme
 Fiil Eşleştirme
 Kelime Telaffuzları
 Fiil Telaffuzları
 Fiil çekim testleri

come

came, come, coming, comes
f. gelmek
i. bel
ünl. hadi, çabuk
  • - No. You're not just handling bark. The energy's there. You've got to encourage it to come to you.
    - I think I feel something.
    - Hayır. Sadece ağaç kabuğuna dokunuyorsun. Enerji orada. Onu sana gelmesi için teşvik etmen gerekiyor.
    - Sanırım, bir şey hissediyorum.
  • - No, I don't want to be apart.
    - You don't get it. They could come here at any moment. It's dangerous here, we'll sleep somewhere else. You leave tomorrow.
    - Is this another attempt to trick me?
    - You idiot!
    - Don't hit me!
    - You're so stubborn. Do as I tell you to.
    - Hayır. Ayrılmak istemiyorum.
    - Anlamıyorsun. Her an buraya gelebilirler. Burası tehlikeli, başka bir yerde uyuyacağız. Yarın gidersin.
    - Bu beni oyuna getirmek için başka bir girişim mi?
    - Seni aptal!
    - Vurma bana!
    - Çok inatçısın. Sana ne diyorsam onu yap.
  • - No, Sharon! I won't go into that hole with you. I'm over that shit.
    - You're still scared of him.
    - You know what? You shouldn't come here in your uniform. People will think we're in trouble.
    - Nice seeing you too.
    - Hayır, Sharon! Seninle o deliğe girmeyeceğim. Bu boku bitirdim.
    - Hala ondan korkuyorsun.
    - Biliyor musun? Buraya üniformanla gelmemelisin. İnsanlar başımızın dertte olduğunu düşünecek.
    - Seni görmek de güzel.
  • - He's talking about risking lives.
    - We won't risk our lives.
    - Who'll kidnap him anyway?
    - We will kidnap him. We'll ask for a ransom of 5 lakhs, but you come and rescue him!
    - Hayatımızı tehlikeye atmaktan bahsediyor.
    - Hayatımızı tehlikeye atmayacağız.
    - Onu kim kaçıracak peki?
    - Onu bizx kaçıracağız. 5 lakh fideye isteyeceğiz ama sen gelip onu kurtaracaksın.
  • - The public has a right to know.
    - Where does it say that?
    - There's a sign on my desk.
    - Well, it'll be a dull conversation but come on in. You want some coffee?
    - No, thanks.
    - Halkın bilmeye hakkı var.
    - Nerede yazıyor bu?
    - Masamda bir işaret var.
    - Eh, biraz sıkıcı bir konuşma olacak ama içeri gel hadi. Kahve ister misin?
    - Hayır, teşekkürler.
  • - The public has a right to know.
    - Where does it say that?
    - There's a sign on my desk.
    - Well, it'll be a dull conversation but come on in. You want some coffee?
    - Halkın bilmeye hakkı var.
    - Nerede yazıyor bu?
    - Masamda bir işaret var.
    - Eh, biraz sıkıcı bir konuşma olacak ama içeri gel hadi. Kahve ister misin?
  • - Come on. We were just on a roll now. - All right.
    - Hadi, tam da çok iyi gidiyorduk. - Tamam.

  • - Come on, Captain. It'll only take a minute. It'll mean such a lot to the lady.
    - Very well, if you wish it absolutely. What are the names again?
    - Charles.
    - Hadi, kaptan. Sadece bir dakika sürer. Bu hanımefendiye çok şey ifade ediyor.
    - Kesin istiyorsanız, pekala. İsimler neydi tekrar?
    - Charles.
  • - Come on. Come with me!' Put your mother's handkerchief there.
    - Are we going to my father's house?
    - Yes, we are. Are you satisfied now?
    - Hadi! Benimle gel! Annenin mendilini oraya bırak!
    - Babamın evine mi gidiyoruz?
    - Evet, öyle. Şimdi tatmin oldun mu?
  • - Now, come on, Kevin. Open it!
    - It's a big, thick envelope, Vicky.
    - Just open it.
    - Fine."Dear Miss Latham...''
    - Hadi Kevin, şimdi. Aç şunu!
    - Bu kalın, büyük bir zarf, Vicky.
    - Sadece aç sen.
    - Peki. ''Sevgili Bayan Latham...''
  • - Come on, I saw it first. - Kramer, I have to have the statue.
    - Hadi George, önced ben gördüm. - Kramer, bu heykeli almalıyım.

  • - Come on, Kev. Tonight is the night. We are finally going to a post-prom party on the lake. We have been waiting for this for four years.
    - Hadi ama, Kev. Bu gece o gece. Sonunda göldeki bir mezuniyet-sonrası partisine gidiyoruz. Bunu dört yıldır bekliyorduk.
  • - Her eyes look weird.
    - Let's not judge her so quickly.
    - But she's lied to us.
    - A waitress?
    - Come on... she's a hooker.
    - Gözleri garip görünüyor.
    - Onu bu kadar çabuk yargılamayalım.
    - Ama bize yalan söyledi.
    - Garson kız mı?
    - Hadi ama... o bir fahişe.
  • - Well, you've come a long way. - I've matured.
    - Gittikçe iyileşiyorsun. - Olgunlaşıyorum.

  • - You want me to come back? - Yeah.
    - Geri dönmemi mi istiyorsun? - Evet.

  • - Come with me? - Yeah. Does she live with them?
    - Gelir misin? - Tamam, onlarla mı yaşıyor?

  • - Come on, let's go to bed. It's late. - Yeah, okay.
    - Gel. Hadi yatağa gidelim. Geç oldu. - Tamam.

  • - Come here. Quick I forgot to tell you.. ...Doctor and I are turning Grandfather's laboratory into an operating room. We expect to be very busy.Down here, what do you think?
    - Gel buraya. Çabuk! Sana söylemeyi unuttum... Doktor ve ben büyükannenin labaratuvarını ameliyat odasına çeviriyoruz. Çok meşgul olmayı umuyoruz. Burayı aşağıyı. Ne dersin?
  • - About the other day...
    - You don't have to explain.
    - I probably do.
    - But... I'm fine. Come on. I thought we were having coffee.
    - You can trust me, you know.
    - I know that.
    - I'd never hurt you.
    - Remember when you said some people were meant to meet each other? Maybe we were meant to meet that night. The night I held your hand.
    - Geçen gün için...
    - Açıklamak zorunda değilsin.
    - Belki de zorundayım.
    - Ama... Ben iyiyim. Hadi. Kahve içtiğimizi sanıyordum.
    - Bana güvenebilirsin, biliyorsun.
    - Bunu biliyorum.
    - Seni asla incitmem.
    - Bazı insanların tanışması gerektiğini söylediğini hatırlıyor musun? Belki de bizim de o gece tanışmamız gerekiyordu. Elini tuttuğum gece.
  • - How did you come into my house?
    - From Mohan's house. l couldn't come from the front door. So l had to do so.
    - Why do you go quietly? - in the darkness like a thief ?
    - What is the use of keeping this from you. l go to meet Mohan's wife.
    - Evime nasıl girdin?
    - Mohan2ın evinden. Ön kapıdan gelemedim. Ben de böyle yapmak zorunda kaldım.
    - Neden bu kadar sessizce girdin? - bir hırsız gibi karanlıkta?
    - Bunu senden saklamanın ne anlamı var. Mohan'ın karısıyla buluşacağım.

4,193 c?mle
Cümle Sözlük, bir Onur-Hoca projesidir. cumlesozluk.com © 2009 - 2026