go
Logo
twitter twitter
çevrimiçi: 688 kişi  30 Haz 2026 
 Boşluk doldurma (kelimeler)
 Boşluk doldurma (fiiller)
 Kelime tamamlama
 Fiil tamamlama
 Kelime Eşleştirme
 Fiil Eşleştirme
 Kelime Telaffuzları
 Fiil Telaffuzları
 Fiil çekim testleri

tell

told, told, telling, tells
f. anlatmak
  • - Now, if you can't handle it, you just tell me now. You can count on me.
    - Oh, yes. Attention. Rocket launch test.
    - Don't touch anything.
    - Five, four, three, two, one...
    - Şimdi, eğer başa çıkamayacaksan, bana şimdi söyle. Bana güvenebilirsin.
    - Oh, evet. Dikkat. Roket atış testi.
    - Hiçbir şeye dokunma.
    - Beş, dört, üç, iki, bir...
  • - This is not the time, Ace. If Einhorn comes down here and see me talking to you, I'm history.
    - I can keep him under control. You have to tell me who's on the Snowflake case.
    - Şimdi sırası değil, Ace. Eğer Einhorn aşağı gelip sizinle konuştuğumu görecek olursa, tarih olurum.
    - Ben onu kontol altında tutarım. Şimdi bana Snowflake davsında kimin olduğunu söylemelisin.
  • - You will now beg for forgiveness. Take off your jacket! Go down on your knee! Drop your guns! Sam, at least tell us now. Where is the President? It's difficult for you to survive.
    - Şimdi af dileyeceksin. Ceketini çıkar! Dizlerinin üzerine çök! Silahını bırak! Sam, en azından şimdi söyle bize. Başkan nerede? Hayatta kalman çok zor.
  • - Steve called.
    - What did he say?
    - He said where the hell were you. What did you tell him?
    That you have to wait 24 hours before you file a missing person's report.
    I thought you were in somebody's trunk.
    - I was with Danny.
    - I waited for you at the steam bath. Just sweating my ass of with somefat women from the old countrywho don't speak any English.

    - Steve aradı.
    - Ne dedi?
    - Nerede olduğunu söyledi. Ona ne söyledin?
    - Kayıp kişi raporu vermeden evvel 24 saat beklemen gerektiğini.
    - Birinin bagajındasın sandım.
    - Danny ile birlikteydim.
    - Seni buhar odasında bekledim. Eski ülkeden gelen ve hiç İngilizce konuşamayan şişman bir kadınla birlikte kıçımı terletiyordum.
  • - Steve called.
    - What did he say?
    - He said where the hell were you. What did you tell him?
    That you have to wait 24 hours before you file a missing person's report.
    I thought you were in somebody's trunk.
    - I was with Danny.
    - I waited for you at the steam bath. Just sweating my ass off with some fat women from the old countrywho don't speak any English.

    - Steve aradı.
    - Ne dedi?
    - Hangi cehennemde olduğunu söyledi. Ona ne söyledin?
    - Kayıp kişi raporu vermeden evvel 24 saat beklemen gerektiğini.
    - Birinin bagajındasın sandım.
    - Danny ile birlikteydim.
    - Seni buhar odasında bekledim. Eski ülkeden gelen ve hiç İngilizce konuşamayan şişman bir kadınla birlikte kıçımı terletiyordum.
  • - Steve called.
    - What did he say?
    - He said where the hell were you. What did you tell him?
    - That you have to wait 24 hours before you file a missing person's report.
    - I thought you were in somebody's trunk.
    - I was with Danny.
    - I waited for you at the steam bath. Just sweating my ass off with some fat women from the old countrywho don't speak any English.

    - Steve aradı.
    - Ne dedi?
    - Hangi cehennemde olduğunu söyledi. Ona ne söyledin?
    - Kayıp kişi raporu vermeden evvel 24 saat beklemen gerektiğini.
    - Birinin bagajındasın sandım.
    - Danny ile birlikteydim.
    - Seni buhar odasında bekledim. Eski ülkeden gelen ve hiç İngilizce konuşamayan şişman bir kadınla birlikte kıçımı terletiyordum.
  • - Tell me, Sarah, why would that cause you to leave me?
    - Because I knew you wouldn't try and argue.
    - Söyler misin Sarah neden böyle bir şey beni terk etmene neden oldu?
    - Çabalamayacağını ve tartışmayacağını biliyordum da ondan.
  • - Just tell me I won't get mad.
    - What if we.. No, never mind.
    - What is it? Is it about a baby? Are you saying adoption?
    - Söyle hadi, kızmayacağım.
    - Peki biz... Yok, boşver.
    - Nedir? Bir bebek hakkında mı? Evlat edinmekten mi söz ediyorsun?
  • - Tell me. Do you love them both equally?
    - For God's sake, Don Rodrigo, they're both my daughters!
    - I can't say the same.
    - Söyle bana. Onların her ikisini eşit derecede seviyor musun?
    - Tanrı aşkına, Don Rodrigo, her ikisi benim kızım!
    - Aynı şeyi söyleyemem.
  • - Tell me why you're working so hard here?
    - l don't know. Corn and band are dead, lost. We should harvest 10 days ago.
    - Söyle bana, neden bu kadar çok çalışıyorsun burada?
    - Bilmiyorum. Mısırlar ve bağlar bozulmuş, gitmiş. On gün önce hasat etmeliydim.
  • - Do you wanna do something later?
    - I'm busy.
    - You're always busy. Is it heavy?
    - No.
    - Tell me if it is heavy. I'll carry it.
    - I said, no.
    - Sonrasında birşeyler yapmak ister misin?
    - İşim var.
    - Her zaman işin var. Ağır mı?
    - Hayır.
    - Ağırsa söyle, ben taşırım.
    - Değil dedim.
  • - I'll tell you what we're going to do. We're gonna do a little science experiment.
    - What are you doing?
    - Size ne yapacağımızı anlatacağım. Küçük bir teknik deney yapacağız.
    - Ne yapıyorsunuz?
  • - I am going to show you some slides and you are going to tell me what you think about them, alright ?
    - Ohhh. jolly good.
    - Size bazı slide'lar göstereceğim ve siz de ban onlarla ilgili ne düşündüğünüzü söyleyeceksiniz, tamam mı?
    - Ohhh çok iyi.
  • - I'm not gonna discuss my sex life with you.
    - Then I'm not gonna tell you about mine.
    - You drive a hard bargain.
    - Seninle seks hayatımı tartışmayacağım.
    - O zaman ben de sana kendiminkinden bahsetmeyeceğim.
    - Sıkı pazarlık ediyorsun.
  • - I haven't got to know you very well, but i cant tell from our brief conversation, that you are a very thoughtful young man. Everybody els could be terrific people. In conclusion, I just want to say on this special day, on this very special day, that I am very pleased that you are here !
    - Seni çok iyi tanıyamadım, ama kısa konuşmamızdan yola çıkarak senin düşünceli genç bir adam olduğunu söyleyebilirim. Diğer herkes muhteşem insan olabilir. Sonuç olarak, Bu özel günde, bu çok özel günde... burada olduğuna çok sevindiğimi söylemek istiyorum.
  • - l've never seen you seriously chase a girl. Tell me, which one do you like? l'll hook you up.
    - You really don't understand me.
    - Seni ciddi anlamda bir kızın peşinden koşarken görmedim. Söyle bakalım hangisi? Ben sana yardımcı olacağım.
    - Sen beni gerçekten anlamıyorsun.
  • - What are you talking about? Tell me why there's a gun in the car.
    - Oh that, it's a toy for my nephew.
    - Sen neden bahsediyorsun? Arabada niçin bir silah olduğunu söyle bana.
    - Ha, şu. O yeğenim için bir oyuncak.
  • - And you sent them all back. You wouldn't even talk to them.
    - I'll tell you the truth. I won't lie.
    - Sen de onların hepsini geri gönderdin. Onlarla konuşmayacaktın bile.
    - Sana gerçeği anlatacağım. Yalan söylemeyeceğim.
  • - I'll help you.
    - You are so kind, mister. You're a kind... You're a kind man.
    - It's okay.
    - I can tell. Please, you gotta tell me what to do. You gotta help me. I'm so cold, I'm hungry.
    - Sana yardım edeceğim.
    - Çok iyisiniz, bayım. siz bir... Siz iyi bir adamsınız.
    - Önemli değil.
    - Belli. Lütfen, bana ne yapmam gerektiğini söylemelisiniz. Bana yardım etmelisiniz. Üşüyorum, açım.
  • - I'll tell you, it was really passionate. - Better than before?
    - Sana şunu söyleyeyim, çok ateşliydi. - Öncekinden daha mı iyiydi?


2,615 c?mle
Cümle Sözlük, bir Onur-Hoca projesidir. cumlesozluk.com © 2009 - 2026