- There isn't anyone. Maybe an Eskimo who can ice-fish for food. Help me to build a nest for when the baby comes.
- There are no Eskimo here, and you're not really pregnant. You made that up.
- Burada kimse yok. Belki yiyecek için buzda balık avlayan bir Eskimo. Bebeğin gelişi için bir yuva yapmama yardım et.
- Burada Eskimo felan yok, ve sen de aslında hamile değilsin. Hepsini sen uydurdun.
- These days teenagers who want to become parent are given a sack of flour to keep for a week, as if it were a baby.
- You're kidding?
- No. They hold it, they care for it.lt gives a good idea of the responsibility of parenthood.
- Bugünlerde çocuk sahibi olmak isteyen gençlere bir hafta boyunca tıpkı bir bebek gibi bakmaları için bir çuval un veriyorlar.
- Şaka mı yapıyorsun?
- Hayır. Çuvalı taşıyorlar, onunla ilgileniyorlar. Bu onlara ebeveynlikle ilgili iyi bir fikir veriyor.
- I don't like seeing this stuff.
- Me neither. He may even be a murderer.
- Crazy! I almost slept in a hotel with a murderer! Are you OK? You're so pale.
- It's just the neon lights.
- It's a real shock. I'm freaking out here.
- Bu şeyleri görmek hoşuma gitmiyor.
- Benim de. Bir katil bile olabilir.
- Çılgınlık! Otelde bir katille birlikte kalıyordum yani neredeyse. İyi misin? Çok solgunsun.
- Neon ışıklarındandır.
- Gerçk bir şok. Çıldıracağım birazdan.
- What's that?
- I forgot to return the keys to Elaine.
- The key ring looks funny.
- It's a USB drive.
- What's that for? You're a frequent visitor to those cyber cafes, aren't you?
- Bu nedir?
- Anahtarları Elaine'e vermeyi unuttum.
- Anahtarlık komik görünüyor.
- Bu bir USB sürücüsü.
- Ne için bu? Şu sanal kafelerin müdavimisin, değil mi?
- I've been thinking a lot about that. You know what we have to do? We have to report him to Langley. Now, I could do it myself but those are your books. They'll need your testimony to make a case against him.
- He might have been part of the KGB, but we don't know what role he played in those murders.
- You're kidding yourself.
- Bu konuda çok düşündüm. Ne yapmamız gerekir biliyor musun? Onu Langley'ye rapor etmeliyiz. Şimdi bunu kendim yapabilirim ama bunlar senin kitapların. Ona karşı dava açmak için senin ifadene ihtiyaçları olacak.
- KGB'nin bir parçası olabilir ama o cinayetlerde ne rol oynadığını bilmiyoruz.
- Kendini kandırıyorsun.
- Who's this, the knife lady? You're into violent women now?
- She's very important to me, Terry. I think of her all the time.
- That's a new reality for you.
- Bu kim, bıçaklı bayan? Şiddet düşkünü kadınlardan mı hoşlanıyorsun artık?
- Benim için çok önemli, Terry. Her zaman onu düşünüyorum.
- Senin için yeni bir gerçeklik bu.
- if this is some kind of joke I'm in no mood.. - There must be some misunderstanding. - You're very ill-mannered. - That's right...ill-mannered and a liar - Yes, I said you're a liar! A liar
- Bu bir çeşit şakaysa hiç havamda değilim. - Bir yanlış anlaşma olmuş olmalı. - Tavırların hastalıklı senin. - Doğru hastalıklı ve yalancı. - Doğru. Demiştim yalancısın sen! Yalancı!
- l want to be strangled. Say it!
- I want to be strangled. Don't pull too hard
- You're frightened, huh?
- I'm terrified.
- Are you serious? You're teasing me. You don't look terrified.
- Boğazlanmak istiyorum. Söyle şunu.
- Boğazlanmak istiyorum. Çok sert çekme!
- Korktun, ha?
- Korktum.
- Ciddi misin? Beni azdırıyorsun. Korkmuş gibi görünmüyorsun.