- For us, it's not the verdict that counts, it's the act of judgment.
- That's why I can never be a lawyer. In court, all that matters is the verdict.
- You can never be a lawyer because you're oversexed.
- Bizim için önemli olan hüküm değil. Önemli olan yargılama süreci.
- Bu yüzden ben asla avukat olamam.Mahkemede önemli olan tek şey hüküm.
- Sen hiçbir zaman avukat olamazsın çünkü fazla azgınsın.
- We're friends of Hagrid's. And you? You're Aragog, aren't you?
- Yes. Hagrid has never sent men into our hollow before.
- He's in trouble. Up at the school, there have been attacks.They think it's Hagrid.
- Biz Hagrid'ın arkadaşlarıyız. Ya siz? Sen Aragog'sun, değil mi?
- Evet. Hagrid daha önce çukurumuza hiç adam yollamamıştı.
- Başı dertte. Yukarki okula saldırılar oldu. Hagrid'in yaptığını düşünüyorlar.
- How about some more of Stifmeister' collegiate concoction?
- This thing is like half alcohol. You're just trying to get me drunk.
- Mary, would I do that?
- My name's Christy
- Biraz daha Stifmeister' Koleji karışımına ne dersin?
- Bu şeyin yarısı alkol sanki. Beni sarhoş etmeye mi çalışıyorsun?
- Ben hiç öyle şey yapar mıyım Mary?
- Benim adım Christy.
- A gun.
- I know where you can get a gun.
- Don't. I need a silver bullet.
- Oh, be serious, would you?
- No, a gun would be good.
- Put the gun to your head and pull the trigger. If you put it in your mouth you'd be sure not to miss.
- Thank you. You're all so thoughtful. A knife!
- An electric shock!
- A car crash!
- Throw yourself in front of a tube.
- Bir tabanca.
- Nereden tabanca bulabileceğini biliyorum.
- Yapma. Gümüş kurşun gerekir.
- Ciddi ol, tamam mı?
- Hayır, tabanca iyi olurdu.
- Tabancayı kafana koyar ve tetiği çekersin. Ağzına koyarsan, ıskalamadığından emin olursun.
- Teşekkürler. Çok düşüncelisin. Bıçak! Elektrik şoku.
- Araba kazası.
- Kendini metronun önüne at!
- Is something wrong?
- No, it's fine. Don't worry. You're not a daddy
- I'm not? Was I...?
- No, I was late and I was worried, so I just checked it out.
- I thought we were being careful.
- We were.
- Bir problem mi var?
- Hayır. Herşey yolunda. Merak etme, baba değilsin.
- Değil miyim? Ben mi...?
- Hayır. Gecikmiştim ve endişelendim, bu yüzden de kontrol ettim.
- Çok dikkatli olduğumuzu sanıyordum.
- Öyleydik.
- You're not cute like a doll. You just look like someone's ordinary kid. When's your birthday?
- I never had a birthday.
- When were you first built? When's your "build-day"?
- I don't know.
- Bir bebek gibi sevimli değilsin. Herhangi birinin sıradan çocuğuna benziyorsun. Doğum günün ne zaman?
- Benim hiç doğum günüm olmadı.
- İlk ne zaman yapıldın? 'Yapılma-günün' ne zaman?
- Bilmiyorum.
- You know I've envied you for 12 years.
- Nuts. What do you envy me Bro? You're taller, stronger and more handsome. You make more friends and have better results in school.
- Biliyorsun, tam 12 yıl seni kıskandım.
- Delilik. Neyimi kıskandın kardeşim? Sen daha uzun boylusun, daha güçlüsün, daha yakışıklısın. Daha çok arkadaşın ve okulda da daha iyi notların vardı.
- You know what? You and Frank, Cole, even Bob... you get girls because you're handsome and famous. They look at me like I'm your baby brother.
- Biliyor musun? Sen ve Frank, Cole, hatta Bob... Siz kızları tavlıyorsunuz çünkü yakışıklı ve ünlüsünüz. Beni ise senin küçük kardeşin olarak görüyorlar.
- Let go! Get off! You guys saw that. You saw that. You're witnesses. That's assault. I'll press charges.
- Let him press charges!
- What are you talking about?
- I'm bleeding.
- I saw nothing. I saw you trip and fall.
- Look at her! She's crazy!
- You lay a hand on her again and I'll arrest you myself!
- Bırak! Çekil! Siz bunu gördünüz. Bunu gördünüz. Tanıksınız. Bu bir saldırı. Dava açacağım.
- Bırak açsın.
- Sen neyden bahsediyorsun?
- Kanıyorum.
- Ben hiçbir şey görmedim. Ayağın takıldı ve düştün.
- Şuna bak! Delirmiş!
- Bir daha ona elini sürersen, seni kendim tutuklarım.
- Listen to me! Look at me. Look in my eyes. Can you feel that? That's my hand. Go on, hold it. We'll get you out of here. I need some help over here! It's okay. You're safe now, all right?|
- Beni dinle! Bak bana! Gözlerime bak! Bunu hissediyor musun? Bu benim elim. Hadi tut onu! Seni buradan çıkaracağız. Buraya yardım lazım. Tamamdır. Şimdi güvendesin, tamam mı?
- Just doing my job.
- I want a white nurse. My constitutional right.
- You're in a hospital, you don't have any constitutional rights.
- Find the vein, you moron.
- Ben sadece işimi yapıyorum.
- Ben beyaz bir hemşire istiyorum. Anayasal hakkım bu.
- Bir hastahanedesiniz, hiçbir anayasal hakkınız yok.
- Damarı bul, seni moron.