go
Logo
twitter twitter
çevrimiçi: 1421 kişi  29 Ağu 2026 
 Boşluk doldurma (kelimeler)
 Boşluk doldurma (fiiller)
 Kelime tamamlama
 Fiil tamamlama
 Kelime Eşleştirme
 Fiil Eşleştirme
 Kelime Telaffuzları
 Fiil Telaffuzları
 Fiil çekim testleri

can

f. ebilmek, konservelemek
i. teneke kutu
  • - I still want to talk to you.
    - Oh, yeah, right. Well can it wait? Because we've got a really big day tomorrow.
    - No, it can't.
    - Hâlâ seninle konuşmak istiyorum.
    - Evet doğru. Peki bekleyemez mi? Zira yarın büyük bir gün olacak bizim için.
    - Hayır, bekleyemez.
  • - You still have the nursery, Mr. Kirby
    - Oh, yes. I am going in more for tree farming now.
    - Is there any money in growing trees?
    - There can be.
    - The only thing I know about trees is they make good logs.
    - Now's your chance to learn more.
    - Hala fundalığınız var mı, Bay Kriby?
    - Oh evet. ama şimdi daha çok ağaç ziraatçılığına doğru gidiyorum.
    - Ağaç yetiştirme işinde para var mı?
    - Olabilir.
    - ağaçlarla ilgili bildiğim tek şey, onlardan iyi kütük yapıldığı.
    - İşte şimdi daha fazlasını öğrenme şansınız var.
  • - You still have the nursery, Mr. Kirby
    - Oh, yes I am going in mor for tree farming now.
    - Is there any money in growing trees?
    - There can be.
    - The only thing I know about trees is they make good logs.
    - Now's your chance to learn more.
    - Hala fundalığınız var mı Bay Kriby?
    - Oh evet. ama şimdi daha çok ağaç ziraatçılığına doğru gidiyorum.
    - Ağaç yetiştirme işinde para var mı?
    - Olabilir.
    - ağaçlarla ilgili bildiğim tek şey, onlardan iyi kütük yapıldığı.
    - İşte şimdi daha fazlasını öğrenme şansınız var.
  • - Good morning! How can I help you?
    - We want to equip our villa gym.
    - Sure!
    - Günaydın! Nasıl yardımcı olabilirim?
    - Villamıza spor salonu kurmak istiyoruz.
    - Elbette!
  • - Take this kid away! l want you to join team C.
    - Sir, l want to escort the prisoner.
    - This is not a party, hurry up! Hurry up! You can catch a cab over there.
    - Götür bu çocuğu. C Takımına katılmanı istiyorum.
    - Efendim, tutukluya eşlik etmek istiyorum.
    - Bu bir parti değil, acele et! Acele et! Oradan bir taksi tutabilirsin.
  • Take this kid away! l want you to join team C.
    - Sir, l want to escort the prisoner.
    - This is not a party, hurry up! hurry up! You can catch a cab over there.
    - Götür bu çocuğu. C Takımına katılmanı istiyorum.
    - Efendim, tutukluya eşlik etmek istiyorum.
    - Bu bir parti değil, acele et! Acele et! Oradan bir taksi tutabilirsin.
  • - You see today any laptop computer now can do a lot more damage than an atomic bomb. We just hate to remind people that it is the ultimate weapon of tomorrow.
    - Görüyorsunuz, bugün bir laptpp bilgisayar, atom bombasından daha çok zarara neden olabilir. İnsanlara bunun yarının silahı olduğunu hatırlatmaktan nefret ediyoruz.
  • - See there, I knew it. Can I tell you something?
    - I am listening.
    - I've only know you for... an hour or so, ...and yet, I feel like you understand me, ... better than my wife Helen ever did.
    - Gördün mü, biliyordum. Sana birşey söyleyebilir miyim?
    - Dinliyorum.
    - Seni sadece... yarım saat falandır tanıyorum ama yine de beni... karım Helen'ın hiç anlamadığı kadar anladığını hissediyorum.
  • - You can go jump in the lake.. because I am not afraid of you. Or death. Or hell... Or anything!
    - Göle atlayabilirsin... çünkü senden korkmuyorum. Ya da ölümden. Ya da cehennemden... Ya da herhangi birşeyden.
  • -Anything you can wear I can wear better. In what you wear I'd look better than you
    - In my coat?
    - In your vest
    -In my shoes?
    - In your hat
    - No, you can't
    - Yes, I can
    - Giydiğin her şey bende daha iyi durur. Herne giyersen, ben senden daha iyi görünürüm onunla.
    -Paltomla?
    -Atletinle.
    -Ayakkabılarımla?
    -Şapkanla.
    - Hayır, daha iyi görünmezsin.
    - Evet, görünürüm.
  • - You're not going, are you?
    - I think I'd better It's been... I can hardly find the words to say how it's been.
    - No, don't go!
    - Gitmiyorsun, değil mi?
    - Gitsem iyi olur. Bu çok... Nasıl olduğunu tarif edecek kelimeleri zar zor bulabiliyorum.
    - Hayır, gitme!
  • - I have to go.
    - Can I go with you?
    - Gitmeliyim.
    - Seninle gelebilir miyim?
  • - Let's go!
    - Can I speak with you a moment?
    - Gidelim!
    - Bir dakika konuşabilir miyiz?
  • - Back up as far as you can go, get a good running start, jump out across.
    - Jump across to what?
    - The ledge! See that ledge down there? Grab on to these wires and swing.
    - Gidebildiğin kadar geriye git koşmaya başla ve karşıya atla.
    - Karşıya nereye?
    - Çıkıntıya. Aşağıdaki çıkıntıyı görüyor musun? Şu telleri tut ve sallan.
  • - You know what tension is? A tensed man can murder someone or commit suicide. He can go to jail or hang himself. You understand what I mean?
    - Gerginlik nedir bilir misin? Gergin bir adam birini öldürebilir ya da intihar edebilir. Hapse girer ya da kendini asar. Ne demek istediğimi anlıyor musun?
  • - I usually say fuck the truth. But mostly the truth fucks you. I see something else about you. Deep inside you, there's a part of you...the most inner part... entirely free of disease. I can see that. Is that....
    - That isn't true.
    - Genelde gerçeği boşver derim. ama genellikle gerçek seni boşverir. Sende başka birşey daha görüyorum. Derinlerde, bir tarafın... en içten tarafın... tamamen hastalıktan uzak. Bunu görebiliyorum. Bu...?
    - Bu doğru değil.
  • - About the other day...
    - You don't have to explain.
    - I probably do.
    - But... I'm fine. Come on. I thought we were having coffee.
    - You can trust me, you know.
    - I know that.
    - I'd never hurt you.
    - Remember when you said some people were meant to meet each other? Maybe we were meant to meet that night. The night I held your hand.
    - Geçen gün için...
    - Açıklamak zorunda değilsin.
    - Belki de zorundayım.
    - Ama... Ben iyiyim. Hadi. Kahve içtiğimizi sanıyordum.
    - Bana güvenebilirsin, biliyorsun.
    - Bunu biliyorum.
    - Seni asla incitmem.
    - Bazı insanların tanışması gerektiğini söylediğini hatırlıyor musun? Belki de bizim de o gece tanışmamız gerekiyordu. Elini tuttuğum gece.
  • - It's late, you know. It's after 9.
    - How late do they let you stay up ?
    - I can never go to sleep. But I can lay quietly and not make a peep.
    - Those pajamas will fit. We'll check on you in the morning.
    - Geç oldun, biliyorsun. 9'u geçti.
    - Ne kadar geçe kadar ayakta kalmana izin veriyorlar?
    - Ben hiç uyuyamıyorum. ama sessizce uzanabiliyorum ve dikizlemiyorum.
    - Bu pijama olur. Sabah sana bakarım.
    -
  • - I didn't know you speak French.
    - I studied it at university.
    - Sometimes studies can be harmful for you...
    - Fransızca konuştuğunu bilmiyordum.
    - Üniversitede öğrenmiştim.
    - Bazen dersler senin için zararlı olabiliyorlar...
  • -A thunderstorm is. . .There wasn't one today, was there?
    - No
    .- There'll be one.
    -How can you tell?
    -lt gets dark. .
    - Fırtına bir…. Bugun fırtına yoktu, değil mi?
    -Hayır.
    -Bir tane olacak.
    -Nerden biliyorsun?
    -Hava kararıyor.

15,572 c?mle
Cümle Sözlük, bir Onur-Hoca projesidir. cumlesozluk.com © 2009 - 2026