- You still have the nursery, Mr. Kirby
- Oh, yes. I am going in more for tree farming now.
- Is there any money in growing trees?
- There can be.
- The only thing I know about trees is they make good logs.
- Now's your chance to learn more.
- Hala fundalığınız var mı, Bay Kriby?
- Oh evet. ama şimdi daha çok ağaç ziraatçılığına doğru gidiyorum.
- Ağaç yetiştirme işinde para var mı?
- Olabilir.
- ağaçlarla ilgili bildiğim tek şey, onlardan iyi kütük yapıldığı.
- İşte şimdi daha fazlasını öğrenme şansınız var.
- You still have the nursery, Mr. Kirby
- Oh, yes I am going in mor for tree farming now.
- Is there any money in growing trees?
- There can be.
- The only thing I know about trees is they make good logs.
- Now's your chance to learn more.
- Hala fundalığınız var mı Bay Kriby?
- Oh evet. ama şimdi daha çok ağaç ziraatçılığına doğru gidiyorum.
- Ağaç yetiştirme işinde para var mı?
- Olabilir.
- ağaçlarla ilgili bildiğim tek şey, onlardan iyi kütük yapıldığı.
- İşte şimdi daha fazlasını öğrenme şansınız var.
- Take this kid away! l want you to join team C.
- Sir, l want to escort the prisoner.
- This is not a party, hurry up! Hurry up! You can catch a cab over there.
- Götür bu çocuğu. C Takımına katılmanı istiyorum.
- Efendim, tutukluya eşlik etmek istiyorum.
- Bu bir parti değil, acele et! Acele et! Oradan bir taksi tutabilirsin.
Take this kid away! l want you to join team C.
- Sir, l want to escort the prisoner.
- This is not a party, hurry up! hurry up! You can catch a cab over there.
- Götür bu çocuğu. C Takımına katılmanı istiyorum.
- Efendim, tutukluya eşlik etmek istiyorum.
- Bu bir parti değil, acele et! Acele et! Oradan bir taksi tutabilirsin.
- You see today any laptop computer now can do a lot more damage than an atomic bomb. We just hate to remind people that it is the ultimate weapon of tomorrow.
- Görüyorsunuz, bugün bir laptpp bilgisayar, atom bombasından daha çok zarara neden olabilir. İnsanlara bunun yarının silahı olduğunu hatırlatmaktan nefret ediyoruz.
- See there, I knew it. Can I tell you something?
- I am listening.
- I've only know you for... an hour or so, ...and yet, I feel like you understand me, ... better than my wife Helen ever did.
- Gördün mü, biliyordum. Sana birşey söyleyebilir miyim?
- Dinliyorum.
- Seni sadece... yarım saat falandır tanıyorum ama yine de beni... karım Helen'ın hiç anlamadığı kadar anladığını hissediyorum.
-Anything you can wear I can wear better. In what you wear I'd look better than you
- In my coat?
- In your vest
-In my shoes?
- In your hat
- No, you can't
- Yes, I can
- Giydiğin her şey bende daha iyi durur. Herne giyersen, ben senden daha iyi görünürüm onunla.
-Paltomla?
-Atletinle.
-Ayakkabılarımla?
-Şapkanla.
- Hayır, daha iyi görünmezsin.
- Evet, görünürüm.
- Back up as far as you can go, get a good running start, jump out across.
- Jump across to what?
- The ledge! See that ledge down there? Grab on to these wires and swing.
- Gidebildiğin kadar geriye git koşmaya başla ve karşıya atla.
- Karşıya nereye?
- Çıkıntıya. Aşağıdaki çıkıntıyı görüyor musun? Şu telleri tut ve sallan.
- You know what tension is? A tensed man can murder someone or commit suicide. He can go to jail or hang himself. You understand what I mean?
- Gerginlik nedir bilir misin? Gergin bir adam birini öldürebilir ya da intihar edebilir. Hapse girer ya da kendini asar. Ne demek istediğimi anlıyor musun?
- I usually say fuck the truth. But mostly the truth fucks you. I see something else about you. Deep inside you, there's a part of you...the most inner part... entirely free of disease. I can see that. Is that....
- That isn't true.
- Genelde gerçeği boşver derim. ama genellikle gerçek seni boşverir. Sende başka birşey daha görüyorum. Derinlerde, bir tarafın... en içten tarafın... tamamen hastalıktan uzak. Bunu görebiliyorum. Bu...?
- Bu doğru değil.
- About the other day...
- You don't have to explain.
- I probably do.
- But... I'm fine. Come on. I thought we were having coffee.
- You can trust me, you know.
- I know that.
- I'd never hurt you.
- Remember when you said some people were meant to meet each other? Maybe we were meant to meet that night. The night I held your hand.
- Geçen gün için...
- Açıklamak zorunda değilsin.
- Belki de zorundayım.
- Ama... Ben iyiyim. Hadi. Kahve içtiğimizi sanıyordum.
- Bana güvenebilirsin, biliyorsun.
- Bunu biliyorum.
- Seni asla incitmem.
- Bazı insanların tanışması gerektiğini söylediğini hatırlıyor musun? Belki de bizim de o gece tanışmamız gerekiyordu. Elini tuttuğum gece.
- It's late, you know. It's after 9.
- How late do they let you stay up ?
- I can never go to sleep. But I can lay quietly and not make a peep.
- Those pajamas will fit. We'll check on you in the morning.
- Geç oldun, biliyorsun. 9'u geçti.
- Ne kadar geçe kadar ayakta kalmana izin veriyorlar?
- Ben hiç uyuyamıyorum. ama sessizce uzanabiliyorum ve dikizlemiyorum.
- Bu pijama olur. Sabah sana bakarım.
-