- Listen to me! Look at me. Look in my eyes. Can you feel that? That's my hand. Go on, hold it. We'll get you out of here. I need some help over here! It's okay. You're safe now, all right?|
- Beni dinle! Bak bana! Gözlerime bak! Bunu hissediyor musun? Bu benim elim. Hadi tut onu! Seni buradan çıkaracağız. Buraya yardım lazım. Tamamdır. Şimdi güvendesin, tamam mı?
- They don't like me very much in there.
- They're lucky to have you in there.
- That's a nice thing to say.
- It's not a nice thing. It's the truth. Why do you try so hard not to cry?
- It's not fair. I did the right thing. I know I did. There's nothing I can do anymore.
- Beni burada pek sevmiyorlar.
- Orada olduğun için şanslılar.
- Söylediğin çok hoş.
- Hoş bir şey değil. Gerçek bu. Neden ağlamamak için bu kadar çabalıyorsun?
- Haksızlık. Doğru şeyi yaptım. Biliyorum yaptım. Yapabileceğim başka bir şey yok.
- Perhaps Rosetta though you were painting it as a gift.
- A gift?Why would she think that?But who can tell with her?
- I knew her like I knew other women.
- Belki Rosetta resmi hediye olarak yaptığını düşünmüştür.
- Bir hediye mi? Neden böyle düşünsün? Kİm söylemiş olabilir?
- Diğer kadınlar gibi onu da tanıyorum.
- Gentlemen.. ...my esteemed colleague, Mr. Marino brought new evidence to my attention. Now history has certainly shown that even the most intuitive criminal investigator can be wrong.
- Baylar ... değerli meslektaşım, Bay Morino yeni bir kanıtı dikkatime sundu. Tarih sezgileri en güçlü ceza soruşturmacısının dahi yanlılabilecepini kesinkes göstermiştir.
- Miss Tse, where are you going? We can give you a ride.
- It's okay. I'll take a cab.
- Come on. Let us give you a ride. Where to?
- Will it be much trouble?
- No problem. We actually have nothing special to do.
- Bayan Tse, nereye gidiyorsunuz? sizi bırakabiliriz.
- Önemli değil. Taksiye binerim.
- Hadi ama. Bırakın sizi bırakalım. Nereye?
- Çok sorun olacak mı?
- Problem değil. Aslında yapacak özel birşeyimiz yok.
- Miss Tse, where are you going? We can give you a ride.
- It's okay. I'll take a cab.
- Come on. Let us give you a ride. Where to?
- Will it be much trouble?
- No problem. We actually have nothing special to do.
- Bayan Tse, nereye gidiyorsunuz? sizi bırakabiliriz.
- Önemli değil. Taksiye binerim.
- Hadi ama. Bırakın sizi bırakalım. Nereye?
- Çok sorun olacak mı?
- Problem değil. Aslında yapacak özel birşeyimiz yok.
- Tell her the .. TRUTH!!!|
- No way! If Jasmine found out, I was really some crummy street rat ,she'd laugh at me
- A woman appreciates a man who can make her laugh!
- Bana GERÇEĞİ söyle!
- Asla! Eğer Jasmine öğrenseydi, gerçekten adi bir sokak sıçanı olurdum, ban agülerdi.
- Bir kadın kendisini güldüren adamı takdir eder.
- Can we also see as easily that which is equally true. That he is the only true hero in this room. lf he were white, he wouldn't be in this court, fighting for his life.
- Aynı şekilde doğru olan bu gerçeği göremez miyiz? Bu gerçekse onun bu odadaki tek gerçek kahraman olduğu. Eğer beyaz olsaydı, bu mahkemede hayatı için savaşıyor olmayacaktı.