- You talk like a mother. Let's go to a restaurant so he gets dressed. Your dad's been a bit lazy lately. Are you doing well in the theatre?
- It works. At least I can act. We're on tour now.
- Anne gibi konuşuyorsun. Hadi restorana inelim de giyinsin. Baban son zamanlarda biraz tembel oldu. Tiyatro iyi gidiyor mu?
- İdare ediyor. En azından rol yapabiliyorum. Şu anda turnedeyiz.
- But he's very agog.
- But what can I do? We have no means to help him..
- Then lay it aside.
- Yes, we could only do this. He's coming.
- Ama çok istekli görünüyor.
- ama ne yapabilirim? Ona yardım edeceğiz anlamına gelmiyor.
- O zaman, bunu bir kenara bırak.
- evet, yapabileceğimiz sadece bu. Geliyor.
- The guy's innocent. They never tell us when the investigation is over. To the best of our knowledge our story is true.
- We appreciate your coming in to talk to us, but there's nothing we can do.
- Adam masum. Soruşturmnın ne zaman biteceğini bize kesinlikle söylemiyorlar. En iyi bildiğimiz şey, hikayemizin doğru olduğu.
- Gelip bizimle konuştuğunuz için minnetarız, ama bizim yapabileceğimiz birşey yok.
- It hurts.
- Can we help you to the house?
- It's two miles. And I'm tired from digging. Damn the jellyfish! Damn all the jellyfish! Do something.
- There's only one thing.
- What is it?
- Pee on it.
- Gross!
- I saw it on Discovery Channel.
- Acıyor.
- Seni eve götürelim mi?
- Ev 2 mil uzakta. Ve kazmaktan dolayı yorgunum. Allah deniz analarını kahretsin. Tüm deniz analarını kahretsin! Birşeyler yapın.
- Sadece tek birşey var.
- Nedir?
- Üzerine işemek.
- İğrenç!
- Discovery Channel'da görmüştüm.
- Go with God, my son! We've got men trapped everywhere in the harbour. We need help from anybody who can move. Don't lose us!Keep swimming!
-Tanrı yardımcın olsun, oğlum! Limanın her yerinde yakalanmış adamlarımız var. Hareket edebilen birinin yardımına ihtiyacımız var. Bizi kaybetme! Yüzmeye devam et!