go
Logo
twitter twitter
çevrimiçi: 289 kişi  13 Haz 2021 
 Boşluk doldurma (kelimeler)
 Boşluk doldurma (fiiller)
 Kelime tamamlama
 Fiil tamamlama
 Kelime Eşleştirme
 Fiil Eşleştirme
 Kelime Telaffuzları
 Fiil Telaffuzları
 Fiil çekim testleri

but

i. itiraz
zf. sadece
bğ. fakat, ancak, oysa
  • She pronounced it "awnt,"
    but I figured it out.
    “Tiyse” diye telafuz etti
    ama ben anladım.
  • but I'm still not sure that
    we have a future together.
    …ama hala, ortak bir geleceğimiz
    olabileceğinden emin değilim.
  • but he wanted to go someplace
    without hobbyhorses.
    …ama bu sefer oyuncak atların
    olmadığı bir yere gitmek istedi.
  • but... it's just not who I am.
    …ama ben öyle biri değilim işte.
  • I feel like Zsa Zsa Gabor's sixth husband. I know what I'm supposed to do, but I don't know how to make it interesting.
    Milton Berle
    Zsa Zsa Gabor'un altıncı kocasını canım çekiyor,Ne yapmam gerektiğini biliyorum,fakat onu nasıl ilginç hale getireceğimi bilmiyorum.
  • Time is a great teacher, but unfortunately it kills all its pupils.
    Hector Berlioz
    Zaman büyük bir öğretmendir, ama ne yazık ki tüm öğrencilerini öldürür. Hector Berlioz
  • Time sometimes flies like a bird, sometimes crawls like a snail; but a man is happiest when he does not even notice whether it passes swiftly or slowly.
    Ivan Turgenev
    Zaman bazen bir kuş gibi uçar, bazen de salyangoz gibi emekler; fakat zamanın çabuk veya yavaş geçtiğini bile fark etmediği zaman insan en mutlu kişidir.
  • I know my pathway is rough and steep but golden fields lie out before me.
    Yolumun zor ve dik yokuşlu olduğunu biliyorum ama altından araziler önümde uzanıyor.
  • Even so, I'm willing to meet him. But first I have to examine the evidence. You might as well go home.
    Yine de onunla görüşme yapmak istiyorum. Ama önce delilleri incelemem gerek. Siz de eve gidebilirsiniz.
  • Authorities disclosed today that the latest Smog Stranglings suspect was apprehended this week on an unrelated charge but somehow managed to escape from the police car in which he was being held.
    Yetkililer bugün,Dumanlı Cinayetler şüphelisinin başka bir suçtan yakalanıp merkeze götürüldüğü polis arabasndan bir şekilde kaçmayı başardığını açıkladılar.

  • It's long enough,
    but wide.
    Yeterince uzağa attı
    ama hedef tutmadı.
  • A simple enough pleasure, surely, to have breakfast alone with one's husband, but how seldom married people in the midst of life achieve it.
    Anne Spencer
    Yeterince basit bir zevktir, kesinlikle, birinin kocasıyla yalnız başına kahvaltı etmesi; fakat hayatlarının ortasındaki ne kadar az sayıda evli insan bunu başarıyor.
  • They would if they were interested in keeping the place. But they aren't. The archbishop wants to sell this building to the Board of Education.
    Yeri muhafaza etmek isteselerdi yaparlardı. Ama ilgilenmiyorlar. Başpiskopos bu binayı Eğitim Kuruluna satmak istiyor.
  • I planned to write a book about using the new software program, but someone else beat me to the draw.
    Yeni yazılım proğramını kullanma hakkında bir kitap yazmayı planladım,fakat başka biri ben yazmadan önce yazdı.

  • The new manager threatened to fire me but I know he won't do it; he is all bark and no bite."
    Yeni müdür işten kovmakla beni tehdit etti fakat onun onu yapmayacağını biliyorum;o hep konuşur ama birşey yapmaz.
  • I have seven wives but no Russian wife. You will eat horsemeat every day, drink horse milk, wear coins in hair.
    Yedi karım var ama hiç Rus hanımım yok. Her gün at eti yiyecek, at sütü içecek, saçlarına para takacaksın.
  • Where are all the baby pigeons? I see nests with tiny eggs, but I don't see tiny pigeons.
    Yavru güvercinlerin hepsi nerede? İçinde minik yumurtalar olan kuş yuvaları görüyorum, ama minik güvercinleri görmüyorum.
  • He's the old U-boat man. He's riding with the hounds but his heart is with the fox.
    Yaşlı denizaltıcı. Tazılarla ilerliyor ama kalbi tilkilerle.
  • We grow neither better or worse as we get old, but more like ourselves.
    Bernard Baruch
    Yaşlanırken ne daha iyi nede daha kötü oluruz,fakat daha çok kendimiz gibi oluruz.
  • Live or die, but don't poison everything.
    Anne Sexton
    Yaşa yada öl,fakat her şeyi zehirleme.

25,515 c?mle
Cümle Sözlük, bir Onur-Hoca projesidir. cumlesozluk.com © 2009 - 2021