- She's as skinny as a stick of macaroni.
- You ough to see her rock and roll with her blue jeans on.
- She is just skin and bone.
- l love her and she loves me. this is what counts.
- Bir spagetti kadar sıska.
- Cin pantolonunun içinde onu rock and roll yaparken görmelisin.
- Bri deri bir kemik.
- Onu seviyorum ve o da beni seviyor. Önemli olan bu.
- lt wasn't a dream.
- Of course it was.
- No, I don't think so. I think it really happened. I'm a prophet. I've been given a book. but they took it back...but somehow there's still this book in me.
- Bir rüya değildi.
- Elbette ki rüyaydı.
- Hayır. Sanmıyorum. Sanırım, gerçekten oldu. Ben bir kahinim. Bana bir kitap verildi ama sonra onlar kitabi geri aldılar. .. ama bir şekilde hala içimde bu kitap var.
- He'd have died for me. And me for him.
- Does this embarrass you?
- I had a hard time with my father.
- He was what, difficult man?
- He was in the military.
- Benim için ölürdü. Ben de onun için.
- Bu seni utandırıyor mu?
- Babamla zor zamanlar yaşadım.
- Neydi sorun? Zor bir adam mıydı?
- Ordudaydı.
- This is the only piece that I have.
- Idiot. Well, break it in half. Come on.
- You know what? Let's just leave the surprises till tomorrow, huh, guys?
- Bende olan tek parça bu.
- Salak! Yarıya kır o zaman. Hadi.
- Baksanıza... Sürprizleri yarına bırakalım ha çocuklar?
- I am not a thief.
- No? l'll teach you a lesson
- You dared enter my house to steal. l'll teach you a lesson. This thief entered my house. lt's good that my wife saw him.
- Ben hırsız değilim.
- Hayır mı? Sana bir ders vereceğim.
- Çalmak için evime girdin. Sana bir ders vereceğim. Bu hırsız evime girdi. İyi ki karım onu gördü.
- Maybe I could research and write an article that might do some justic. But he was so scared. He had this look in his eyes. It was like horror. I stopped doing the story.
- Belki araştırma yapar ve adalet getirebilecek bir yazı yazardım. ama o çok korkmuştu. Gözlerinde o bakış vardı. Korku ya benziyordu. Ben de hikayeyi bıraktım.
- You must have missed some of my articles. On june 11th ... I just want to clarify this ... I suggested extending detention periods for drug offenders.
- Bazı yazılarımı kaçırmış olmalısın. 11 Haziran'da... buna bir açıklık getirmek istiyorum... uyuşturucu suçlularının gözaltı sürelerininin uzatılmasını önerdim.
- Sometimes a father's love has to be very, very hard. Unfair, even. Cold. To make your son grow strong in a world like this .This isn't a good world.
- Bazen bir babanın sevgisi, çok çok sert olmalı. Hatta haksızlık derecesinde. Soğuk. Oğlunu böyle bir dünyada güçlü kılmak için. Bu iyi bir dünya değil.
- Mr. Ventura, I think the village is about a mile ahead.
- Excellent. Flat tire. I think this joke has run its course, don't you?
- Certainly. I prostrate myself before you and beg forgiveness.
- Bay Ventura, sanırım köy 1 mil ötede.
- Harika! Patlak lastik. Sanırım bu şaka rotasını aştı, sizce de öyle değil mi?
- Kesinlikle. Yere kapanıyor ve af diliyorum.
- Miss Bristow, we know you know how to read this code. Do you recognize your handwriting?
- No. I draw little hearts over my I's. Smiley faces sometimes.
- Bay Bristow, Bu kodun nasıl okunduğunuzu bildiğinizi biliyoruz. El yazınızı tanıdınız mı?
- Hayır. Ben -i'lerimin üzerine küçük kalpler yaparım. Bazen de gülen suratlar.
- The babysitter screams and turns to run but there's this big giant hairy guy standing right in front of her. He raises his arm, but there's a big metal hook instead of a hand.
- Bakıcı çığlık atıp koşmak için dönüyor. ama tam önünde kıllı kocaman dev bir adam duruyor. Adam kolunu kaldırıyor ama elinin yerinde metal bir kanca var.
- Can we also see as easily that which is equally true. That he is the only true hero in this room. lf he were white, he wouldn't be in this court, fighting for his life.
- Aynı şekilde doğru olan bu gerçeği göremez miyiz? Bu gerçekse onun bu odadaki tek gerçek kahraman olduğu. Eğer beyaz olsaydı, bu mahkemede hayatı için savaşıyor olmayacaktı.