- Don't blame yourself. There was no way you could have known. Just like when you recovered Rambaldi's journal, you had no idea it contained a formula.
- What are you talking about? What formula?
- A formula for a medication.
- Kendini suçlama. Bilebilmenin hiç bir yolu yoktu. Aynen Rambaldi'nin günlüğünü geri aldığında, içinde bir formül olduğu hakkında bir fikrin olmadığı gibi.
- Sen neden bahsediyorsun? Ne formülü?
- Tedavi için bir formül.
- l've got a Missing Persons Male, Caucasian, 24 years. Name: Embry Larkin.
- So, when'd this kid go missing?
- Uh... two years ago, from the university. Rich kid. Dropped out. No family.
- Kayıp bir erkek var elimde. Kafkas. 24 yaşında. İsim: Embry Larkin.
- Peki, bu çocuk nerede kaybolmuş?
- Aa ... iki yıl önce, üniversitede. Zengin bir çocuk. Okuldan ayrılmış. Ailesi yok.
- Did you find the murderer?
- A man from Marseille.
- The murderer. The real murderer?
- There's a problem, Ledda. I have the story, but there' no evidence against the baron.
- You have my testimony.
- Katili buldun mu?
- Marseille'dan bir adam.
- Katil. Gerçek katili?
- Bir problem var, Ledda. Hikayem hazır, ama barona karşı kanıt yok.
- Benim ifademe sahipsin.
- I was out for blood. It happens. To all of us. We're not machines, Lianna. When we're hurt, we lash out. That's no excuse for what I put you through.
- Kan için dışardaydım. Bu olur. Hepimize. Makine değiliz, Lianna. Canımız yandığında, saldırırız. Bu seni düşürdüğüm durum için bir bahane olamaz.
- John it wasn't easy for me to come here today, but I think it's very important that there'll be no misunderstanding between two of us. My daughter is the most precious thing in the world to me.
- John, bugün buraya gelmek benim için hiç kolay değildi, ama sanırım ikimizin arasında hiç bir geçimsizlik olmaması çok önemli. Kızım benim için dünyadaki en önemli şeydir.
- Hazel Dobkins is the name. Do you know her?
- Couldn't get it out of my head for years. Nice little housewife. Three little kids... a nice husband.... No financial problems.
- İsmi Hazel Dobkins. Onu tanıyor musun?
- Yıllarca aklımdan çıkaramadım. Küçük tatlı ev hanımı. Üç küçük çocuk... tatlı bir koca.... Para problemleri yoktu.
- Be human! Why should we hurt him? He´s done us no harm.
- You want everybody happy.
- I don´t believe in making anybody unhappy if I don´t have to.
- İnsan ol! Niye canını acıtalım ki? Bize bir zararı dokunmadı?
- Herkes mutlu olsun istiyorsun.
- Zorunda kalmadığım sürece kimseyi mutsuz etmeye inanmıyorum.
- It seems they were twins. Look at that marvelous girl!
- My God! My friend, that girl is no more than thirteen years old.
- That doesn't make her less attractive.
- Sometimes these girls are women at the age of thirteen.
- İkizmişe benziyorlar. Şu harikulade kıza bak!
- Tanrım! Dostum, bu kız onüç yaşından daha fazla değil.
- Bu, onu daha az çekici yapmıyor.
- Bazen bu kızlar onüçünde kadın oluyorlar.