--Are my parents alive?
- No But their images and their voices are.MacDonald.
-When you talk about my parents,please do not speak in riddles.l cannot see or hear them.
-Anne babam hayatta mı?
-Hayır. Ama hayalleri ve sesleri canlı Mc Donald.
-Anne babam hakkında konuşurken lütfen üstü kapalı konuşmalar yapma. Onları görüp duyamıyorum.
- Poor countess. She died all alone. She deserved better, believe me.
- Just look at this lamp. Good thing it didn't burn the dress.
- No one will come to the funeral.
- Why not?
- Zavallı kontes. Tek başına öldü. Daha iyisini hak ediyordu. İnan bana.
- Şu lambaya bir bak. İyi ki elbiseyi yakmamış.
- Cenazeye hiç kimse gelmeyecek.
- Neden?
- They know there's no jamming device.
- How can you tell?
- They're about to launch.
- Get Pierce on the line!
- Done.
- What the hell are you doing? The planet's set to blow.
- Yayın aleti olmadığını biliyorlar.
- Nasıl bilebildin?
- Başlamak üzereler.
- Pierce'i bağla!
- Tamamdır.
- You think because I am old, I have forgotten about it. Go back to where you came from. There is no place for you here.
- Don't drive me away, for God's sake. There is no truth in the world. The devil tempted me. I can't continue sinning.... and without singing you cannot live in this world. There is sin and dirt all around.
- Yaşlı olduğum için, olanları unuttum sanıyorsun. Geldiğin yere geri dön. Burada sana yer yok.
- Tanrı aşkına, beni geri gönderme. Dünyada gerçek yok. Ben şeytan baştan çıkardı. Şarkı söylemeye devam edemiyorum... ve şarkı söylemeden bu dünyada yaşayamazsın. Her yerde günah ve kir var.
- You did everything you could.
- l was supposed to stop the detonation. l didn't. And because of that, four ClA agents were killed.
- You had no way of knowing Dixon had a second trigger. There was nothing you could do.
- l could've told him the truth . Dixon needs to know who he's really working for.
- Sydney. l know. But l can't put his family at risk.
- Yapabileceğin herşeyi yaptın.
- Patlamayı durdurmam gerekirdi. Yapmadım. Ve bu yüzden, dört CIA ajanı öldü.
- Dixon'ın ikinci bir tetiği olduğunu bilmenin bir yolu yoktu. Yapabileceğin hiçbir şey yoktu.
- Ona gerçeği söyleyebilirdim. Dixon'ın kimin için çalıştığını bilmeye hakkı var.
- Sydney. Biliyorum. Ama ailesini riske sokamam.
- Walker had a gun to Michael's head. He was about to pull the trigger. I took his knife, I stabbed Vaughn myself.
- You?
- Yes. Walker was gonna murder him.
- So you stabbed him?
- I had no choice.
- Walker, Michael'in kafasına silah dayadı. Tetiği çekmek üzereydi. Bıçağını aldım. Vaughn'ı kendim bıçakladım.
- Sen mi?
- Evet. Walker onu öldürecekti.
- Sen de onu bıçakladın?
- Başka şansım yoktu.
- And later we will celebrate with a glass of wine. When you guys finish, he'll die of poison. The poison is not in the wine. l'll glue it to the glass so when you pour the wine, no one will know of the trick. Around 15 minutes later he'll start to feel a little something. And that's when you leave the house through this door. l'll be waiting for you in the car. And we'll return to China by the same jet.
- Ve sonra, bir bardak şarapla kutlayacağız. Siz bitirdiğinizde, zehirden ölecek. Zehir şarapta değil. Onu bardağa yapıştıracağım böylece sen şarabı döktüğünde, kimse hileyi anlamayacak. Yaklaşık 15 dakika sonra az bir şeyler hissetmeye başlayacak. Ve bu sırada sen bu kapıdan evden çıkacaksın. Seni arabada bekliyor olacağım. Ve aynı jetle Çin'e geri döneceğiz.
- Then the dream ended and Pinocchio awoke, full of amazement. You can imagine how astonished he was when he saw.... that he was no longer a puppet... but a real boy.
- Ve sonra rüya bitti ve Pinokyo şaşkınlık içerisinde uyandı. artık bir kukla değil d gerçek bir çocuk olarak uyandığında nasıl da şaşırmış olduğunu tahmin edebilirsin.
- I'm sorry. This is no good. I don't think, I can see you anymore. Don't be offended, because I like you. I think, you're terrific. It's just that, I'm seeing someone else.
- Who?
- Nobody. You don't know him.
- If that's the way you want it.
- See what happens when people don't say, "I love you"?
- Sometimes you can be a real son-of-a-bitch.
- Üzgünüm. Bu doğru değil. Seni artık görebileceğimi sanmıyorum. Kızma, çünkü seni seviyorum. Muhteşem olduğunu düşünüyorum. Sadece, başkasıyla görüşüyorum.
- Kimle?
- Hiç kimse. Onu tanımazsın.
- Eğer bu şekild olmasını istiyorsan.
- İnsanlar 'seni seviyorum' demedikleri zaman ne olduğunu gördün mü?
- Bazen gerçek bir pislik oluyorsun.
- I'm sorry. This is no good. I don't think, I can see you anymore. Don't be offended, because I like you. I think, you're terrific. It's just that, I'm seeing someone else.
- Who?
- Nobody. You don't know him.
- If that's the way you want it.
- See what happens when people don't say, "I love you"?
- Sometimes you can be a real son-of-a-bitch.
- Üzgünüm. Bu doğru değil. Seni artık görebileceğimi sanmıyorum. Darılma, çünkü seni seviyorum. Muhteşem olduğunu düşünüyorum. Sadece, başkasıyla görüşüyorum.
- Kimle?
- Hiç kimse. Onu tanımazsın.
- Eğer bu şekild olmasını istiyorsan.
- İnsanlar 'seni seviyorum' demedikleri zaman ne olduğunu gördün mü?
- Bazen gerçek bir pislik oluyorsun.
- You need a tetanus shot. You need to get rid of that dog.
- He didn't mean any harm.
- Takes your hand off and he means no harm? You should get rid of him,
- Tetanoz aşısı olman lazım. Bu köpekten kurtulmalısın.
- Zarar vermek istmedi.
- Elini sıyırdı ve zarar vermek istemedi öyle mi? Ondan kurtulmalısın.