- Why are we brewing this potion in broad daylight.. ...in the middle of the girls' lavatory? Don't you think we'll get caught?
- No. No one ever comes in here.
- Why?
- Neden ilacı aydınlık gün ışığında... kızlar tuvaletinin ortasında hazırlıyoruz? Yakalanacağımızı düşünmüyor musun?
- Hayır. Buraya hiç kimse gelmez.
- Neden?
- Mmm, it smells so nice here. How much is the room?
- It's 1 ,200 a night.
- I don't know that it's large enough. Do you have any villas?
- There are no villas available right now.
- Mmm, burası çok güzel kokuyor.Oda ne kadar?
- Geceliği 1,200.
- Yeteri kadar geniş mi bilemiyorum. Hiç villanız var mı?
- Şu anda müsait olan villamız yok.
- I hate the graveyard shift. It fucks my system.
- All the shit you eat is fucking up your system. I love graveyard. No traffic. Nothing's worse than a 459 crosstown during rush hour.
- You like graveyard because you have insomnia.
- I know what puts me to sleep.
- Mezarlık vardiyesinden nefret ediyorum. Sistemime sıçıyor.
- O yediğin boklar sistemine sıçıyor. Ben mezarlığı seviyorum. Trafik yok. Hiçbir şey 459 şehirlerarasını kalabalık vakitte geçmekten kötü değildir.
- Sen mezarlığı seviyorsun çünkü uykusuzluk sorunun var.
- Beni ne uyutur biliyorum.
- Lorenzo, sign this.
- You think you're funny?
- Do you?
- Can't we kid around a little?
- No, you can't! You've no right. I don't feel like kidding around with mediocre people
- Lorenzo, imzala bunu.
- Komik olduğunu mu sanıyorsun?
- Sence?
- Biraz dalga geçemez miyiz?
- Hayır, geçemezsin. Hakkın yok. Sıradan insanlarla dalga geçmek istemiyorum.
- The victim was paralyzed.. couldn't fight back. Kevin Marcus puts the rope around his neck, makes a slip knot. And ties off the other end on the truss even though there is no way he could have reached it.
- Kurban paralize olmuş... karşılık verememiş. Kevin Marcus ipi boynuna geçirmiş, iki düğüm atmış. Ve yetişmesi hiç bir şekilde mümkün olmadığı halde diğer ucunu kirişe bağlamış.
- I don't know who you are or who it was that sent you. I'd just wish you'd make haste. There's no time to lose. Because the cathedral must be built. -
- Kim olduğunu ya da seni kimin gönderdiğini bilmiyorum. Sadece acele etmeni dilerim. Kaybedecek zaman yok. Çünkü katedral inşa edilmeli.