- Sloan, new shoes.
- OK, new shoes. Let me get the whole Hillnigger hookup, huh?
- Some Hillnigger jeans.
- Definitely.
- And some sweaters.
- Definitely. Some sweaters, nothing fancy. Some cashmere, wool, sweaters.
- Yeni ayakkabılar.
- Tamam, yeni ayakkabılar. Hillnigger olan herşeyi alayım, ha?
- Ve Hillnigger marka kot pantolon.
- Kesinlikle.
- Ve birkaç kazak.
- Kesinlikle. Birkaç kazak. Çok şık olmayan. Yün, kaşmir kazaklar.
- I'll break every bone in your body. - It's all right It's nothing, nothing at all Just a little misunderstanding. - Let her go, will you? - A small difference of opinion. It's absolutely nothing.
- Vücudundaki bütün kemikleri kıracağım. - Hadi. Bir şey yok. Hiç birşey yok. Sadece bir yanlış anlama. - Bırak onu, tamam mı? - Sadece küçük bir fikir ayrılığı, başka birşey değil.
- I waited all night to see you. Just one little kiss. I want one New Year's kiss.
- Get away from me!
- Joan, please. Calm down!
- Let me get by.Get away from me.
- Tüm gece seni görmeyi bekledim. Sadece küçük bir öpücük. Bir yeni yıl öpücüğü istiyorum.
- Benden uzak dur!
- Joan, lütfen. Sakin ol!
- Bırak gideyim. Benden uzak dur.
- I must have scratched your cheek with my fingernail.
- Let me see. I think it's bleeding. My handkerchief... No, it is clean. Our artist is wounded.
- I'm so clumsy.
- Stay calm now.
- Tırnaklarımla yanağını çizdim galiba.
- Bakiyim. Sanırım kanıyor. Mendilim... Yo yo temiz. Sanatçımız yaralandı.
- Çok sakarım.
- Sakin ol.
- Then keep the acceleration locked. Make sure the tanker won't slow down. Then you make the jump. Let the oil tanker go over the bridge and blow itself to hell.
- Too dangerous!
- Sonra ivme hareketini kilitle. Tankerin yavaşlamadığından emin ol. Sonra atlayışı yap. Bırak yağ tankeri köprüyü geçsin ve cehennem gibi patlasın.
- Çok tehlikeli!
- I've been dieing for to the last 850 nights, a home-cooked meal. Yeah, like a nice fucking lamb chop. A nice home-cooked meal. Like...
- Let me think of a good one. A tuna casserole?
- Son 850 gecedir ev yemeği için ölüyordum. evet, güzel kahrolası bir kuzu pirzolası mesela. Güzel bir ev yemeği. Mesela...
- dur ben bir tane düşüneyim. Güveçte Tuna balığı?
- I am telling you two again, you'll have to kill me to stop me. I can't let Olympus survive. He treats us like laboratory rats!
- Hitomi, get out of the way!
- No.
- Siz ikinize tekrar söylüyorum, beni durdurmak için öldürmeniz gerek. Olympus'un yaşamasına izin veremem. Bize birer labaratuvar faresi gibi davranıyor.
- Hitomi, yoldan çekil!
- Hayır.
- I missed you so much. I'm never going to leave you again.
- Let me love you this time.
- If you like. You lead and I'll follow. Wait and see how good I am.
- Seni o kadar çok özledim ki. Seni bir daha asla bırakmayacağım.
- Bırak bu sefer seni seveyim.
- Eğer istiyorsan. Sen yol göster, ben takip edeyim. Ne kadar iyi olduğumu göreceksin.
- Won't you let me take you on a sea cruise? Baby, won't you join me, please? Oh, baby, please, I don't like begging, but now I'm on bended knee.
- Seni bir deniz yolculuğuna çıkarmama izin verir misin? Bebeğim, lütfen bana katılır mısın? Oh bebeğim lütfen, yalvarmak hoşuma gitmiyor ama şu anda dizlerimin üzerindeyim.
- Let me tell you about Gary. He's tall. He's nice to me. He's intelligent. And he doesn't make me sleep in the wet spot.
- It's a trick. I bet he's a shit.
- I think he is truly concerned with my happiness.
- Then he'll be a big help next year, when we all come to your house.
- He's asked me out for New Year's. And did I mention that he is a lawyer?
- Sana Gary'yi anlatayım. Uzun boylu. Bana karşı iyi. Zeki. Islak yerde uyumama da müsade etmiyor.
- Bu bir oyun. Bahse girerim bok gibidir.
- Sanırım, mutluluğumla gerçekten ilgileniyor.
- O zaman gelecek yıl senin evine geldiğimizde çok yardımı olacak.
- Yılbaşında beni davet etti. Ya avukat olduğunu söylemiş miydim?
- I can only see blood.
- Let me get a towel.
- I could have you arrested for this. They could put you in jail for beating me up.
- I've never hit anyone before.
- Sadece kan görebiliyorum.
- Dur da havlu getireyim.
- Seni bu yüzden tutuklatabilirim. Beni dövdüğün için seni hapse atabilirler.
- Daha önce hiç kimseye vurmamıştım.
- I forgive you for Ray. I forgive you. That was a long time ago and.. I know I wasn't always the... king of kings. I let you down. I'm sorry, Helen. Can you forgive me ? Can you forgive me ?
- Ray için seni affediyorum. Seni affediyorum. Bu çok uzun zaman önceydi ve ... her zaman kralların kralı olmadığımı biliyorum.Seni hayal kırıklığına uğrattım. Üzgünüm, Helen. Beni affedebilecek misin? Beni affedebilecek misin?