go
Logo
twitter twitter
çevrimiçi: 5719 kişi  05 Eyl 2026 
 Boşluk doldurma (kelimeler)
 Boşluk doldurma (fiiller)
 Kelime tamamlama
 Fiil tamamlama
 Kelime Eşleştirme
 Fiil Eşleştirme
 Kelime Telaffuzları
 Fiil Telaffuzları
 Fiil çekim testleri

let

let, let, letting, lets
f. izin vermek
i. kiraya verme
ünl. bırak olsun
  • Oh, Alan, why did I ever let you go?
    Alan, neden seni gönderdim ki??

  • Oh my god! Such an honour! Let me introduce my granddaugter .
    Ah, Tanrım! Bu ne şeref! Size torunumu tanıştırmama izin verin.
  • Oh gods, let the longed-for dawn of happy days return for us.
    Ah tanrılar, uzun süredir beklediğimiz mutlu günlerin şafağına erişmemize izin verin.
  • I feared that the heavy odour would be too much for the dear child in her weak state, so I took them all away and opened a bit of the window to let in a little fresh air.
    Ağır kokunun çocuğun zayıf durumunda çok fazla olacağından korktum,bu yüzden onları uzaklaştırdım,içeri biraz taze hava girmesi için pencereyi biraz açtım.
  • I'm sorry. Let me just get rid of this.
    Affedersin. Dur şundan bir kurtulayım.

  • Let me be frank with you, Mr. Sellars.
    Açık konuşayım Bay Sellars.

  • And I have to let it go
    just for my health alone,
    ...ve sadece kendi sıhhatim için
    bile olsa oluruna bırakmam lâzım...
  • and there's anything I can do to make it right, just let me know.
    ...ve durumu düzeltmek için yapabileceğim bir şey varsa bana söyle.

  • so I laid down naked on him and he let me!
    ...o yüzden yanına çıplak olarak
    uzandım, o da bir şey demedi!
  • ...and he begged me to let him go.
    ...kendisini bırakmam için yalvardı.

  • Don let everybody
    pat him on the back.
    ...Don herkesin onu pohpohlamasına
    izin verdi.
  • I think Judith was a
    fool to let you go.
    ...bence Judith seni bırakarak
    aptallık etti.
  • ...then I'm willing to let things go on
    as before.
    ...ben her şeyin
    eskisi gibi olmasına razıyım.
  • To let you know
    of a change in the agency.
    ...ajansımızdaki bir değişiklikten haberdar
    etmek için burada toplandık.
  • -I will kill you.
    -If you have the ability to do so,|I'll let you.Only the strong survive. Such is life.The strong kills the weak.
    -Seni öldüreceğim.
    -Bunu yapmaya gücün varsa, izin vereceğim sana. Yalnızca güçlü olan kalır hayatta. Yaşam böyledir işte. Güçlü zayıfı öldürür.

  • -lt's me who want to kill him.
    -Why?
    - l can't let him torture Wendy anymore.
    -Onu öldürmek isteyen benim.
    -Neden?
    - Artık Wendy'ye daha fazla işkence etmesine izin vermeyeceğim.
  • -I won't let you take him back.
    -Think about this.
    -Onu almana izin vermeyeceğim.
    -Bu konuda bir düşün.
  • - Over 10 years, and he won't let it go. No, Sharon! I won't go into that hole with you. I'm over that shit. You're still scared of him.
    -On yılı aştı, ve o bunu unutmayacak, peşini bırakmayacak. Hayır, Sharon! Ben senle o deliğe gelmem. Benden bu kadar. Hala ondan korkuyorsun..
  • -Don't worry, sir, we won't let it fall into the wrong hands. -You misunderstand me.We want it to fall into their hands
    -Meraklanmayın efendim. yanlış ellere düşmesine izin vermeyeceğiz. -Beni yanlış anladınız.Biz onların ellerine düşmesini istiyoruz.
  • - I won't let Jessica live like this. I'll double whatever he's paying you.
    - I'm not some gun for hire.
    -jessica'nın böyle yaşamasına izin vermeyeceğim. o sana ne ödüyorsa ben iki mislini ödeyeceğim.
    -ben kiralık katil değilim.

2,209 c?mle
Cümle Sözlük, bir Onur-Hoca projesidir. cumlesozluk.com © 2009 - 2026