| weak | You go to therapy because you're weak. |
| Terapiye gitmenin nedeni
zayıf olman. |
 |
| always | Only Hyman Roth is left, because he
always made money for his partners. |
| Tek Hyman Roth kaldı çünkü o
her zaman ortaklarına para kazandırdı. |
 |
| angry | Tania’s angry because she can’t hear the movie! |
| Tania kızgın çünkü filmi duyamıyor! |
 |
| little | We're just into toys, whether it's motorcycles or race cars or computers. I've got the Palm Pilot right here with me, I've got the world's smallest phone Maybe it's just because I'm still a big little kid and I just love toys, you know?
Catherine Bell
|
| Tamamen oyuncaklarlayız,motorsikletler,yarış arabaları yada bilgisayarlar,ne farkeder ki, Burada yanımda Palm Pilot'um var,dünyanın en küçük telefonuna sahibim,bunun nedeni hala büyük küçücük çocuk olmamdır ve oyuncakları seviyorum,biliyormusunuz? |
 |
| nervous | I could have been nervous just then, because just then I didn't know there was anything to be nervous about.
|
| Tam o anda gergin olabilirdim, çünkü o anda endişelenecek hiçbir şey olmadığını bilmiyordum.
|
 |
| glory | Standing right here because I am a.. warrior who fights for glory. |
| Tam da burada duruyorum çünkü ben onuru için savaşan bir savaşçıyım. |
 |
| for the time being | I have to stay with you for the time being,because I haven't got any money. |
| Şimdilik seninle kalmak zorundayım,çünkü hiç param yok. |
 |
| embarrassed | Now we're going to be late, and I'm going to
be embarrassed all because you don't listen. |
| Şimdi geç kalacağız ve ben de mahcup
olacağım sırf sen dinlemedin diye. |
 |
| because | The poem is sad because it wants to be yours, and cannot be.
John Ashbery
|
| Şiir hüzünlüdür,çünkü o seninki olmak ister,ve olamaz. |
 |
| play | Well, I had to do it last night because I’m going to see a play tonight. |
| Şey, bunu dün gece yapmalıydım çünkü bu gece bir oyun izlemeye gideceğim. |
 |
| Woody Allen | As the poet said, 'Only God can make a tree,' probably because it's so hard to figure out how to get the bark on.
Woody Allen |
| Şairin dediği gibi, " Yalnızca Tanrı bir ağaç yapabilir." , muhtemelen ağaç kabuğunu nasıl giydirileceğini çözmek çok zor olduğu için. |
 |
| Shane MacGowan | I drink because I'm thirsty.
Shane MacGowan |
| Susadığımdan dolayı içerim. |
 |
| jew | They spit right in my face, all because
they're backed up by that Jew in Miami. |
| Suratıma tükürebiliyorlar,sırf
o Miami'deki Yahudi onları arkaladığı için. |
 |
| roof | Then you jumped off a roof because you thought you could fly. |
| Sonra uçabileceğini sandığın için çatıdan atladın. |
 |
| variety |
Then I asked Mel back to the house with us.. ...which is cool, because well, we like a little variety.Variety's good
|
| Sonra Mel’den bizimle eve gelmesini rica ettim…ki bu gayet uygundu, çünkü şey, biraz çeşitliliğe ihtiyaç duyuyorduk. Farklılık iyidir. |
 |
| hide | He says he’s hiding here because a tall man with a black beard is trying to kill him. |
| Siyah sakallı uzun bir adam onu öldürmeye çalıştığı için burada saklandığını söylüyor. |
 |
| sternly | Because, he said sternly, it is too late, or too early. |
| Sert bir biçimde söylediğinden dolayı,çok geçtir, yada çok erkendir. |
 |
| fond | It's different with you.. because I'm very fond of you and I respect you. Do you understand? |
| Seninle her şey çok farklı. Senden hoşlanıyorum ve sana saygı duyuyorum. Anlıyor musun? |
 |
| faithful | I'll be your faithful wife and you, a husband deep in love because...I know that you love me as I love you |
| Senin sadık eşin olacağım ve sen de sırılsıklam aşık bir koca olacaksın çünkü biliyorum ki beni, seni sevdiğim gibi seviyorsun. |
 |
| easy | Let me see if I can clarify it for you because it isn't easy.
|
| Senin için bunu açıklayabilir miyim bir düşüneyim, çünkü kolay değil. |
 |