go
Logo
twitter twitter
çevrimiçi: 1503 kişi  22 May 2026 
 Boşluk doldurma (kelimeler)
 Boşluk doldurma (fiiller)
 Kelime tamamlama
 Fiil tamamlama
 Kelime Eşleştirme
 Fiil Eşleştirme
 Kelime Telaffuzları
 Fiil Telaffuzları
 Fiil çekim testleri

keep

kept, kept, keeping, keeps
f. tutmak, korumak
i. kale, geçim
  • To keep the status quo intact
    'cause the people outnumber them.
    Durumlarını koruyabilmek için. İnsanlar
    onlara fazla gelmeye başladı artık çünkü.
  • I just keep thinking, you know, this...
    Durmadan düşünüyorum, yani...
  • Hey, watch it.
    You have to keep a clear head.
    Dikkat et.
    Ayık kalmalısın.
  • Keep it going! All right, shake it out! Keep moving!
    Devam edin! Pekala, sallanmayın! Kımıldanın!

  • I mean, I can't even keep a goldfish alive.
    Demek istediğim şey, daha bir akvaryum balığına bile bakamıyorum.
  • Are you crazy?! Just keep moving!
    Delirdin mi?! Kıpırda!
  • Because instead of doing a wash, l just keep buying underwear.
    Çünkü çamaşırları yıkamakla uğraşmak yerine yenilerini alıyorum.

  • Ooh,snazzy. Do I get to keep it?
    Çok şık. Bende mi kalacak?
  • He'd like you to hang our laundry up indoors instead of on the windowsills.The mayor wants you to keep this town beautiful.
    Çamaşırlarımızı camların altına değil de içeri asmamızı istiyor. Başkan, bu kasabanın güzel görünmesini istiyor.
  • Just trying to keep the
    fire going with Chelsea.
    Chelsea ile aramızdaki heyecanı
    yaşatmaya çalışıyorum.
  • You can keep Charlie off
    'em for that long,can't you?
    Charlie'yi o kadar süre onlardan
    uzak tutabilirsin değil mi?
  • He can keep the big TV, but he's not gonna hurt my baby, no he's not.
    Büyük televizyon onda kalabilir, ama bebeğime zarar veremeyecek, hayır veremeyecek.
  • A great lie is like a great fish on dry land; it may fret and fling and make a frightful bother, but it cannot hurt you. You have only to keep still, and it will die of itself.
    George Crabbe
    Büyük bir yalan kuru topraktaki büyük bir balık gibidir; endişelendirebilir, düşündürebilir ve çok can sıkabilir fakat sizi acıtmaz. Sadece öylece bırakmalısınız ve o kendi kendine ölecektir.
  • You've blown all its fuses. My goodness! You've exhausted its power. It couldn't keep up with you. Incredible! What kind of girl are you?
    Bütün sigortalarını attırdın. Aman tanrım! Onun gücünü tükettin. Sana ayak uyduramadı. İnanılmaz! Sen ne biçim kızsın?
  • Just 'cause you keep saying it,
    doesn't mean it's gonna happen.
    Bunu sürekli söylemen,
    gerçekleşeceği anlamına gelmez.
  • That's why you hide it beneath the city to keep history from repeating itself.
    Bu yüzden, tarihin tekerrür etmesini önlemek için, onu şehrin altına sakladınız.
  • These new headset keep pinching my ear.
    Bu yeni kulaklık, kulağımı acıtmaya devam ediyor.
  • Where does he keep the aeroplanes?
    Bu uçakları nerede muhafaza ediyor?

  • This stuff is expensive. My pay can't possible keep up with inflation.
    Bu şey oldukça pahalı. Benim maaşım enflasyona ayak uyduramaz.
  • That should keep him away for a while.
    Bu onu bir süre uzak tutar.

2,432 c?mle
Cümle Sözlük, bir Onur-Hoca projesidir. cumlesozluk.com © 2009 - 2026