- You can forget about it. I mean, I can handle you being there, so don't worry about me. The other day you said I gave up because I didn't have faith.
- Bunu unutabilirsin. Yani, orada olmanla baş edebilirim bu yüzden benim için endişelenme. Geçen gün vazgeçtiğimi söyledin çünkü inancım yoktu.
- Let's not walk this way.
- Where are we going?
- This way now.
- Are you in trouble? Have you run away?
- My mommy told me to run away.
- Why?
- I guess because Henry didn't like me.
- Why was that?
- Martin came home.
- And who is he?
- Martin is Mommy and Henry's real son.
- Bu yoldan yürümeyelim.
- Nereye gidiyoruz?
- Şimdi buradan.
- Başın dertte mi? Kaçtın mı?
- Kaçmamı annem söyledi.
- Neden?
- Çünkü sanırım Henry beni sevmediği için.
- Neden o?
- Martin eve geldi.
- Ya o kim?
- Martin annem ve Henry gerçek oğlu.
- Let's not walk this way.
- Where are we going?
- This way now.
- Are you in trouble? Have you run away?
- My mommy told me to run away.
- Why?
- I guess because Henry didn't like me.
- Why was that?
- Martin came home.
- And who is he?
- Martin is Mommy and Henry's real son.
- Bu yoldan yürümeyelim.
- Nereye gidiyoruz?
- Şimdi buradan.
- Başın dertte mi? Kaçtın mı?
- Kaçmamı annem söyledi.
- Neden?
- Çünkü sanırım Henry beni sevmediği için.
- Neden o?
- Martin eve geldi.
- Ya o kim?
- Martin annem ve Henry gerçek oğlu.
- This is like one of those things that you can only see on Christmas cards, but I said nothing because of the the knot in my throat. That was very nice. What's your name?
- Reinaldo Arenas.
- Who wrote this?
- I did.
- Bu sadece Noel kartlarında görebileceğin türden birşeydi, ama boğazımdaki düğümden dolayı birşey demedim. Gerçekten çok güzeldi. adın nedir?
- Reinaldo Arenas.
- Bunu kim yazdı?
- Ben.
- Who's that?
- I don't know. Let me get rid of them. Hello.
- Dave, it's me, Chuck.
- Who's Chuck?
- Your anger ally. I'm in a mood, Dave. A bad mood. A very bad mood. I was fired from my ice-cream truck job today.
- What's an anger ally?
- Who's that? She is making fun of me?
- No. That's my girlfriend.
- You tell her to put a sock in it because I need to talk to you right now!
- Bu kim?
- Bilmiyorum. Onlardan kurtulayım. Selam.
- Dave, benim: Chuck.
- Chuck kim?
- Hırs arkadaşın. Öyle bir haldeyim ki Dave. Kötü bir mod. Çok kötü bir mod. Bugün dondurma kamyonu işinden kovuldum.
- Hırs arkadaşı da nedir?
- Bu kim? Bnimle alay mı ediyor?
- Hayır. O benim kız arkadaşım.
- Söyle ona ağzına bir çorap soksun, çünkü şu anda seninle konuşmaya ihtiyacım var.
- That's great.
- Not bad.
- A big computer company. It's really well-paid.
- Three months ago I wouldn't have hesitated.
- Why?
- Maybe because I hadn't met you yet.
- Bu harika.
- Fena sayılmaz.
- Büyük bir bilgisayar şirketi. Çok iyi para veriyorlar gerçekten.
- Üç ay önce olsa, tereddüt etmezdim.
- Neden?
- Belki seninle henüz tanışmamış olduğum için.
- You know this man?
- No, I don't. Why'd I kill a man I don't know?
- Because we found a handbag in your room. Inside that bag was this watch...
- Bu adamı tanıyor musunuz?
- Hayır. Tanımıyorum. Tanımadığım bir adamı niye öldüreyim?
- Çünkü odanızda bir çanta bulduk. Çantanın içinde bir saat var...
- For us, it's not the verdict that counts, it's the act of judgment.
- That's why I can never be a lawyer. In court, all that matters is the verdict.
- You can never be a lawyer because you're oversexed.
- Bizim için önemli olan hüküm değil. Önemli olan yargılama süreci.
- Bu yüzden ben asla avukat olamam.Mahkemede önemli olan tek şey hüküm.
- Sen hiçbir zaman avukat olamazsın çünkü fazla azgınsın.
- They hate us, you know. The humans.
- My mommy doesn't hate me. Because I'm special and unique! Because there's never been anyone like me before, ever.
- Bizden nefret ediyorlar biliyorsun. İnsanlar yani.
- Annem benden nefret etmiyor. Çünkü ben özel ve tekim! Çünkü daha önce benim gibi biri hiç olmadı, hem de hiç.
- I'll come for something to eat.
- Well, that's good. Maybe you could stand down there near the lamppost.
- Fine, but only because it's you.
- I appreciate .it.I'll treat you to a beer later on.
- Birşeyler yemeğe geleceğim.
- Şey, bu iyi. Belki aşağıda sokak lambasının orada durursun.
- Tamam, ama sadece senin için.
- Minnetarım. Daha sonra sana bir bira ikram ederim.
- You know what? You and Frank, Cole, even Bob... you get girls because you're handsome and famous. They look at me like I'm your baby brother.
- Biliyor musun? Sen ve Frank, Cole, hatta Bob... Siz kızları tavlıyorsunuz çünkü yakışıklı ve ünlüsünüz. Beni ise senin küçük kardeşin olarak görüyorlar.
- You can't afford to hire me. Yeah, because I make $8.00 an hour at Starbucks. Per hour. It's an hourly rate.
- I could pay you per hour.
- Mr. Dawson, I'm sorry,but I have to be in court in eight minutes.
- Beni tutmaya paranız yetmez. evet çünkü Starbucks'da saatte 8.00 dolar kazaniyorum. Her saat için. Saat başı ücret ödeniyor.
- Ben de saat başına ücret verebilirim
- Bay Dawson, kusura bakmayın ama benim 8 dakika içinde mahkemede olmam gerekiyor.