- lt's too dangerous. You'd better not go.
- What about you?
- l can handle it myself. This cheque is for you.
- Why are you giving me so much money?
- l know you need it.
- Çok tehlikeli. Gitmesen iyi olur.
- Ya sen?
- Ben kendimi idare ederim. Bu çek sana.
- Bu kadar çok parayı neden bana veriyorsun?
- İhtiyacın olduğunu biliyorum.
- Is there no one left to cast the bell?
- Take me with you. Let me cast the bell for you.
- Are you mad, boy?
- Take me to the Prince. Honestly, I can make everything very well for you. You won't find anyone better than me; they're all dead.
- Go to hell!
- Okay! But I know the secret of bell-making, and I won't tell.
- What are you saying?
- I know the secret. My father knew the secret of bell-making. Before he died, he passed it to me.
- Çanı toplayacak kimse kalmadı mı?
- Beni de götürün. Sizin için çanı da toplayayım izin verin.
- Sen delirdin mi, çocuk?
- Beni Prens'e götürün. Dürüstçesi, herşeyi sizler için en iyi şekilde yapabilirim. Benden daha iyisini bulamazsınız; hepsi öldüler.
- Cehenneme git!
- Tamam! Ama çan yapmanın sırrını biliyorum ve söylemem.
- Sen ne diyorsun?
- Sırrı biliyorum. Babam çan yapmanın sırrını biliyordu. Ölmeden önce de onu bana iletti.
- It's better we face each other. I only want to be honest with you.|
- Isn't that why you admire Beaufort? He's more honest than the rest of us.
- Birbirimizle yüzleşsek daha iyi olacak. Sana karşı dürüst olmak istiyorum.
- Beaufort'a hayran olmanın nedeni de bu değil mi zaten? Hepimizden çok daha dürüst.
- You know I've envied you for 12 years.
- Nuts. What do you envy me Bro? You're taller, stronger and more handsome. You make more friends and have better results in school.
- Biliyorsun, tam 12 yıl seni kıskandım.
- Delilik. Neyimi kıskandın kardeşim? Sen daha uzun boylusun, daha güçlüsün, daha yakışıklısın. Daha çok arkadaşın ve okulda da daha iyi notların vardı.
- I'm world heavy weight champion.
- Nice to meet you, Champ.
- Wait. One drink won't hurt.
- I have something better to do. I'll meet you at the steam bath tomorrow at six. Nice meeting you.
- Ben dünya ağır siklet şampiyonuyum.
- Tanıştığımıza memnun oldum, şampiyon.
- Bekle. Bir içkinin zararı olmaz.
- Yapacak daha iyi bir işim var. Yarın saat altıda buhar banyosunda görüşürüz. Seninle tanışmak güzeldi.
- All of my friends are dead.. and I'm only 31. And every morning I wake up, I think Louis is next to me in the bed.. and it takes me long minutes to remember. That this is real that it isn't just an impossible, terrible dream. So maybe, yes, I'm flipping out.
- Well, you better not. You'd better not flip out. This is not dementia, and this is not real. This is....This is just you,
- Arkadaşlarımın hepsi öldü. .. ve ben sadece 31 yaşındayım. Ve her sabah uyanıp Louis 'in yatakta yanımda olduğunu düşünüyorum. ve neyin gerçek olduğunu hatırlamak uzun dakikalarımı alıyor. Bu imkansız, korkunç bir rüya olmadığını. O yüzden, evet belki de çıldırıyorum.
- Olmasan iyi olur. Çıldırmasan iyi olur. Bu akıl hastalığı değil ve gerçek de değil. Bu... bu sadece sensin.
- All of my friends are dead.. and I'm only 31. And every morning I wake up, I think Louis is next to me in the bed.. and it takes me long minutes to remember. That this is real that it isn't just an impossible, terrible dream. So maybe, yes, I'm flipping out.
- Well, you better not. You'd better not flip out. This is not dementia, and this is not real. This is....This is just you,
- Arkadaşlarımın hepsi öldü. .. ve ben sadece 31 yaşındayım. Ve her sabah uyanıp Louis 'in yatakta yanımda olduğunu düşünüyorum. ve neyin gerçek olduğunu hatırlamak uzun dakikalarımı alıyor. Bu imkansız, korkunç bir rüya olmadığını. O yüzden, evet belki de çıldırıyorum.
- Olmasan iyi olur. Çıldırmasan iyi olur. Bu akıl hastalığı değil ve gerçek de değil. Bu... bu sadece sensin.
- But, Ted, you're the only...
- I don't care. I don't have what it takes. They would be better off with someone who's never flown before.
- Bad news. Fog's getting thicker. And Leon's getting larger. I know what you're going to say, so save your breath.
- Well, I don't have a thing to say. You've done the best you could. You really have.
- Ama, Ted, sen tek...
- Umrumda değil. Ne gerekiyorsa bende yok. Daha önce hiç uçmamış biri olmadan gitseler iyi olur.
- Kötü haber. Sis kalınlaşıyor. Ve Leon genişliyor. Ne diyeceğini biliyorum, o yüzden nefesini kendine sakla.
- Şey, söyleyecek birşeyim yok. Sen yapabileceğinin en iyisini yaptın. Gerçekten yaptın.