- What are you thinking now? How can I help you?
- You'd better go now. I'm afraid, I can't hold myself. You can't help me.
- Why? You're so strange. It isn't like you.
- Do you really want to help me?
- Şu anda ne düşünüyorsun? Sana nasıl yardım edebilirim?
- Şimdi gitsen iyi olur. Kendimi tutamayacağımdan korkuyorum. Bana yardım edemezsin.
- Neden? Çok garipsin. Sen değilsin gibi.
- Bana gerçekten yardım etmek istiyor musun?
- Rimmer, if you go through life without feeling never experiencing, you're no better than a jellyfish, no better than a bank manager.
- I don't want this feeling. I want my own memory back.
- Rimmer, hayatta birşeyler deneyimlediğini hissetmeden yaşarsan, bir deniz anasından ya da bir banka müdüründen daha iyi durumda değilsin demektir.
- Bu duyguyu istemiyorum. Ben kendi hafızamı geri istiyorum.
- No, not this drug. This drug is poisonous. And not just disorienting... I hear things. Voices.
- Voices? Saying what?
- I'm not supposed to tell.
- You better tell the doctor.
- Hayır, bu ilaç olmaz. Bu ilaç zehirli. Sadece desoriyantasyon değil... Bazı şeyler duyuyorum. Sesler.
- Sesler mi? Ne diyorlar?
- Bunu söyleyemem.
- Doktora söylesen iyi olur.
- It's a good place to be.
- Any place better than here.
- You his...
- Yes I'm his...
- This must be hell for you.
- lt is. Hell, the after life...
- Güzel bir yer.
- Başka her yer buradan iyidir.
- Sen onun...
- Evet, ben onun...
- Senin için cehennem azabı olmalı.
- Öyle. Yaşamdan sonraki cehennem...
- See there, I knew it. Can I tell you something?
- I am listening.
- I've only know you for... an hour or so, ...and yet, I feel like you understand me, ... better than my wife Helen ever did.
- Gördün mü, biliyordum. Sana birşey söyleyebilir miyim?
- Dinliyorum.
- Seni sadece... yarım saat falandır tanıyorum ama yine de beni... karım Helen'ın hiç anlamadığı kadar anladığını hissediyorum.
-Anything you can wear I can wear better. In what you wear I'd look better than you
- In my coat?
- In your vest
-In my shoes?
- In your hat
- No, you can't
- Yes, I can
- Giydiğin her şey bende daha iyi durur. Herne giyersen, ben senden daha iyi görünürüm onunla.
-Paltomla?
-Atletinle.
-Ayakkabılarımla?
-Şapkanla.
- Hayır, daha iyi görünmezsin.
- Evet, görünürüm.