go
Logo
twitter twitter
çevrimiçi: 2066 kişi  18 Oca 2026 
 Boşluk doldurma (kelimeler)
 Boşluk doldurma (fiiller)
 Kelime tamamlama
 Fiil tamamlama
 Kelime Eşleştirme
 Fiil Eşleştirme
 Kelime Telaffuzları
 Fiil Telaffuzları
 Fiil çekim testleri

better

f. iyileştirmek
i. daha iyisi
s. daha iyi, daha güzel
  • I'm better served
    up as a surprise.
    ...sürpriz olarak
    kalsam daha iyi olabiliyor.
  • for better and for worse, in sickness and in health,
    ...gerek iyi günde, gerek kötü günde, gerek hastalıkta, gerek sağlıkta,...

  • I think it might be better
    ...bence daha iyi olabilir...

  • The better they are, the
    more my job is in danger.
    .. onlar "Bay Mükemmel" olacaklar ve
    benim işim daha fazla tehlikeye düşecek.
  • -Did you drink last night ?
    - No. l don't drink.
    - How is the pain?
    - I am better now.
    -Dün gece içki içtin mi?
    -Hayır, ben içki içmem.
    -Ağrı nasıl?
    -Şimdi daha iyiyim.
  • - What are you thinking now? How can I help you?
    - You'd better go now. I'm afraid, I can't hold myself. You can't help me.
    - Why? You're so strange. It isn't like you.
    - Do you really want to help me?
    - Şu anda ne düşünüyorsun? Sana nasıl yardım edebilirim?
    - Şimdi gitsen iyi olur. Kendimi tutamayacağımdan korkuyorum. Bana yardım edemezsin.
    - Neden? Çok garipsin. Sen değilsin gibi.
    - Bana gerçekten yardım etmek istiyor musun?
  • - We'd better leave now. Please excuse us for interrupting.
    - All right. Elaine, Sean Cheung is our new boss now.
    - Şimdi gitsek iyi olur. Lütfen böldüğümüz için bizi bağışlayın.
    - Tamam. Elaine, Sean Cheung şu anda yeni patronumuz.
  • - You're looking better now, Robert.
    - I'm cold as hell.
    - You might as well keep the jacket on for a few.
    - Definitely.
    - Şimdi daha iyi görünüyorsun, Robert.
    - Fena halde üşüyorum.
    - Bir kaç dakika ceketi üzerinde tutabilirsin de.
    - Kesinlikle.
  • - I can't give you better food .
    - This will be enough. The inn at Luton was well supplied.
    - Size daha iyi yiyecek bulamadım.
    - Bu yeterli olacaktır. Luton' daki motel çok daha iyiydi.
  • - I'll tell you, it was really passionate. - Better than before?
    - Sana şunu söyleyeyim, çok ateşliydi. - Öncekinden daha mı iyiydi?

  • - I better gather you up some breakfast.
    - Yes, please. I'm very hungry, Louise.
    - I'll make you some eggs.
    - Sana kahvaltılık birşeyler hazırlasam iyi olacak.
    - Evet çok acıktım.
    - Birkaç yumurta pişireyim.
  • - Rimmer, if you go through life without feeling never experiencing, you're no better than a jellyfish, no better than a bank manager.
    - I don't want this feeling. I want my own memory back.
    - Rimmer, hayatta birşeyler deneyimlediğini hissetmeden yaşarsan, bir deniz anasından ya da bir banka müdüründen daha iyi durumda değilsin demektir.
    - Bu duyguyu istemiyorum. Ben kendi hafızamı geri istiyorum.
  • - He must get better first. I'll decide...
    - War is costly. We can't do business.
    - Önce iyileşmesi gerek. Karar...
    - Savaş pahalıya mal olur. İş yapamayız.
  • - You have two kinds of oranges in California. Valencia, great for juice. The other one... l don't know the name, but it's better for eating.
    - Kaliforniya'da 2 çeşit portakalınız var. Valencia portakal suyu için harika. Diğeri... Adını bilmiyorum ama yemek için daha iyi.
  • - Don't bite! Call the police Fei, you'd better check into the hospital. God knows if that crazy girl is infected with rabies.I'm okay.
    - Isırma! Polisi ara Fei, hastahaneye girip kontrol etsen iyi olacak. Bu manyak kızın kuduz enfeksiyonu olup olmadığını Tanrı bilir.
  • - No, not this drug. This drug is poisonous. And not just disorienting... I hear things. Voices.
    - Voices? Saying what?
    - I'm not supposed to tell.
    - You better tell the doctor.
    - Hayır, bu ilaç olmaz. Bu ilaç zehirli. Sadece desoriyantasyon değil... Bazı şeyler duyuyorum. Sesler.
    - Sesler mi? Ne diyorlar?
    - Bunu söyleyemem.
    - Doktora söylesen iyi olur.
  • - It's a good place to be.
    - Any place better than here.
    - You his...
    - Yes I'm his...
    - This must be hell for you.
    - lt is. Hell, the after life...
    - Güzel bir yer.
    - Başka her yer buradan iyidir.
    - Sen onun...
    - Evet, ben onun...
    - Senin için cehennem azabı olmalı.
    - Öyle. Yaşamdan sonraki cehennem...
  • - Would you like a nice slice of roast lamb?
    - Thank you, you're very kind, but...I think I'd better go.
    - Güzel bir dilim kuzu rostosu ister misin?
    - Teşekkürler, çok kibarsın ama gitsem iyi olur.
  • - See there, I knew it. Can I tell you something?
    - I am listening.
    - I've only know you for... an hour or so, ...and yet, I feel like you understand me, ... better than my wife Helen ever did.
    - Gördün mü, biliyordum. Sana birşey söyleyebilir miyim?
    - Dinliyorum.
    - Seni sadece... yarım saat falandır tanıyorum ama yine de beni... karım Helen'ın hiç anlamadığı kadar anladığını hissediyorum.
  • -Anything you can wear I can wear better. In what you wear I'd look better than you
    - In my coat?
    - In your vest
    -In my shoes?
    - In your hat
    - No, you can't
    - Yes, I can
    - Giydiğin her şey bende daha iyi durur. Herne giyersen, ben senden daha iyi görünürüm onunla.
    -Paltomla?
    -Atletinle.
    -Ayakkabılarımla?
    -Şapkanla.
    - Hayır, daha iyi görünmezsin.
    - Evet, görünürüm.

3,055 c?mle
Cümle Sözlük, bir Onur-Hoca projesidir. cumlesozluk.com © 2009 - 2026