Kayıt Olun

Parolanızı mı unuttunuz?

go
Logo
twitter twitter
çevrimiçi: 576 kişi  23 Ekm 2018 
 Boşluk doldurma (kelimeler)
 Boşluk doldurma (fiiller)
 Kelime tamamlama
 Fiil tamamlama
 Kelime Eşleştirme
 Fiil Eşleştirme
 Kelime Telaffuzları
 Fiil Telaffuzları
 Fiil çekim testleri

bring

 
brought, brought, bringing, brings
f. getirmek
  • Will you bring me a “suggestions” box, Zithers.
    Zithers " öneri " kutusunu bana getirir misin?

  • You'd better stay up there a bit. When the fog lifts, we'll bring you in.
    Yukarıda bir süre daha kalmalısın. Sis kalktığı zaman, sizi buraya getireceğiz.
  • The travelers should bring only what fits in a hand bag.
    Yolcular sadece bir el çantasına sığabilecek eşyalar getirmelidirler.
  • We'll bring a guy to the
    pitch in a racing helmet,
    Yarışçı kaskı takmış bir eleman
    çıkaracağız asfalta, ...
  • Later in the evening we're all invited to
    the President to bring in the New Year.
    Yarın akşam hepimiz, yeni yılı
    kutlamak için başkanın davetlisiyiz.
  • When you are lonely we can bring back other people from your time in the past.
    Yalnızlık çektiğinde, geçmişteki zamanından başka insanları da geri getirebiliriz.
  • All we want to know is if he's on
    the level, or if he'll bring his boys.
    Yalnız mı olacak,
    yoksa adamlarını da getirecek mi?
  • You don't bring the grape soda
    to her.
    Üzümlü sodayı ona götürme.
  • I've decided to bring our meeting forward.
    What do you mean?
    Toplantımızı daha erken bir tarihe almaya karar verdim.
    Ne demek istiyorsun?
  • Do you wanna try it? Good! Mari, bring out the new bottle and some glasses too. Cheers!
    Şunu denemek ister misin? İyi! Mari, yeni şişe ve birkaç da bardak çıkar. Şerefe!
  • Bring it home, Dr. Cosby.
    Söyle bakalım içindekileri, Dr. Cosby.
  • Then I went and climbed a mountain, but I didn't bring enough water. So I got a little disorientated, and the state police had to come and pick me up.
    Sonra gidip bir dağa tırmandım ama yeterli su getirmedim. Bu yüzden biraz yönümü kaybettim ve eyalet polisi gelip beni almak durumunda kaldı.
  • I'm sorry to bring you
    that news.
    Size bu haberi verdiğimiz için üzgünüm.
  • I'm surprised he would
    bring you over here.
    Seni gördüğüme şaşırdım.
  • All I need you to do is bring a bottle of champagne, pour a glass for her and a glass for me, then distract her so I can slip the ring into her glass.
    Senden istediğim, şampanya getirmen vebardaklarımızı doldurduktan sonra O'nun dikkatini dağıtman ki, bardağına yüzüğü koyabileyim.

  • You didn't catch him in the act and you had time to bring the police and you didn't do that either.
    Sen onu suçüstü yakalamadın ve polis çağırman için zamanın vardı ama onu da yapmadın.
  • Oh, don't worry, Mom,
    we'll bring him down.
    Sen merak etme anne,
    biz getiririz.
  • During the war, Papa would come back every Sunday. We were penniless at that time, but he would bring back gifts for you everytime.He was a qualified father.
    Savaş boyunca babanız her pazar gelirdi. O zamanlarda biz beş parasızdık. Ama babanız her geldiğinde size hediyeler getirirdi. O iyi bir babaydı.
  • Well, I'm guessing she won't be inclined to bring you back here tonight.
    Sanırım bu akşam seni buraya getirmeye pek meyilli değil.

  • We can only bring back people whose bodies we dig up from the ice.We need some physical sample of the person like a bone or a fingernail.
    Sadece buzdan bedenlerini kazarak çıkarabildiğimiz insanları geri getirebiliyoruz.Kemik veya tırnak gibi insanlarra ait bazı numunelere ihtiyacımız var.

1,089 cümle
Cümle Sözlük, bir Onur-Hoca projesidir. cumlesozluk.com © 2009 - 2018