En çok kullanılan kelimeler
En çok kullanılan fiiller
Boşluk doldurma (kelimeler)
Boşluk doldurma (fiiller)
Kelime tamamlama
Fiil tamamlama
Kelime Eşleştirme
Fiil Eşleştirme
Kelime Telaffuzları
Fiil Telaffuzları
Fiil çekim testleri
|
 ed. e, ye, ya, e doğru, göre, karşı His assistant, Boris, is going to try the machine for the first time.
Onun asistanı, Boris, ilk defa makineyi deneyecek.
 Would you like to spend a day with her family? If you would like, I can arrange something. Onun ailesiyle bir gün geçirmek ister misin? Eğer istersen, bir şeyler ayarlayabilirim. You bring her
to the grape soda. Onu, üzümlü sodaya getir. I want you to take him anyway. Onu yine de yanında götürmeni istiyorum. If we are unable to capture him, you will lure him out to the old city and attack. Onu yakalayamazsak, sen onu eski şehrin dışına çekecek ve saldıracaksın. I'd like to take him to my office at the university. Onu üniversitedeki ofisime götürmek istiyorum. Allow me to introduce him.
Onu tanıtmama izin verin-müsaade edin.
He's impossible to identify.His head got crushed. Onu tanımmlamak imkansız görünüyor. Başı ezilmiş bir şekilde. If I send him away now, it's gonna take Jerry months to get him back. Onu şimdi gönderirsem, onu geri getirmesi Jerry'nin aylarını alacak.
   We all know him as a man of his word.
A modest man who listens to reason. Onu sözünün eri ve nedenleri
dinleyen mütevazi biri olarak biliriz. I wanted to love her. I tried to love her. I couldn't. Onu sevmek istedim. Onu sevmeyi denedim. Olmadı.
  Oh, he needs to know we love him. Onu sevdiğimizi bilmesi gerek. I keep it in case... I ever
want to commit suicide, okay? Onu sakladım çünkü... Bir gün
intihar etmek istersem diye, tamam mı? And I have to make arrangements
to bring him back here safely. Onu sağ salim geri getirebilmek için
ayarlamalar yapmam gerek. It's gotta be some kind of emergency plan to keep it away from the Russians, right?
Onu Ruslardan uzak tutmak için bir tür acil durum planı olmalı, değil mi?
I gave her freedom, but I taught her
never to dishonour her family. Onu özgür bıraktım ama
aile şerefini korumasını da öğrettim. We'd have to kill him. Onu öldürmek zorunda kalırdık.
   Men are coming here to kill him.
Do you understand? Onu öldürmek için buraya geliyorlar.
Anlıyor musun? I spent hundreds of thousands of dollars
on her, to make her a big star. Onu meşhur bir yıldız yapmak için
binlerce dolar harcadım. You'll find it in the drawer to the right of the sink. Onu lavabonun sağındaki çekmecede bulabilirsin.
104,838 c?mle
|