go
Logo
twitter twitter
çevrimiçi: 4466 kişi  15 Ekm 2026 
 Boşluk doldurma (kelimeler)
 Boşluk doldurma (fiiller)
 Kelime tamamlama
 Fiil tamamlama
 Kelime Eşleştirme
 Fiil Eşleştirme
 Kelime Telaffuzları
 Fiil Telaffuzları
 Fiil çekim testleri

all

i. herkes, her şey, hepsi
s. bütün, tüm
  • - But I'd make sure I killed them all first.
    - I want them arrested and hanged.
    - Do you think a jury .would convict one of their own?
    - I doubt it.
    - Ama önce hepsini öldürdüğümden emin olurdum.
    - Onların tutuklanmasını ve asılmasını istiyorum.
    - Sence jüri kendilerinden birini suçlu bulur mu?
    - Bundan şüphem var.
  • - But Frank's my friend.
    - Friends, enemies, everybody they're all the same. Remember, trust equals death. Now you go write that on your lunch box.
    - Ama Frank arkadaşım.
    - Arkadaşlar, düşmanlar, herkes, onların hepsi aynıdır. Unutma, güven ölümle birdir. Şimdi git bunu sefer tasına yaz.
  • - But all these papers... Jim, you really need somebody to organize all this stuff. Your handwriting is just like a little kid. Look at this! l wonder if William Blake was ever this disorganized.
    - ama bütün bu kağıtlar... Jim, tüm bunları organize etmesi için birine ihtiyacın var. Elyazın küçük bir çocuğunki gibi. Şuna bir bak! William Blake bu kadar düzensiz miydi merak ediyorum.
  • - But.. in other times.. I was a man of studies.. and I accumulated knowledge. But...misfortunes have unsettled my mind...and now...Now I'm a disaster,
    - You've got all my respect.
    - Ama başka zamanlarda... Çalışıp duran bir adamdım... bilgi topladım. Ama talihsizlikler aklımı bozdu... ve şimdi... Şimdi bir felaketim.
    - Benim size saygım sonsuz.
  • - Alice! Damn it, don't ever tell me what to do! I'll bust your jaw. All right? Okay, now, I'll tell you what. I'll be over at Jacobs' to pick you up later.
    - Alice! Kahretsin, asla bana ne yapmam gerektiğini söyleme! Çeneni patlatırım. Tamam mı? Evet, şimdi sana ne diyeceğim. Sonra seni almaya Jacob'lara geleceğim.
  • - The Germans wouldn't last a month, if our men could get across the lake.
    - All that don't get us any closer to home. This river, the Ulanga, runs into the lake, doesn't it?
    - Adamlarımız gölü geçebilirlerse, Almanlar bir ay dayanamazlar.
    - Tüm bunları bizi eve yaklaştırmıyor. Bu nehir, Ulanga, göle akıyor, değil mi?
  • - It hurts.
    - Can we help you to the house?
    - It's two miles. And I'm tired from digging. Damn the jellyfish! Damn all the jellyfish! Do something.
    - There's only one thing.
    - What is it?
    - Pee on it.
    - Gross!
    - I saw it on Discovery Channel.
    - Acıyor.
    - Seni eve götürelim mi?
    - Ev 2 mil uzakta. Ve kazmaktan dolayı yorgunum. Allah deniz analarını kahretsin. Tüm deniz analarını kahretsin! Birşeyler yapın.
    - Sadece tek birşey var.
    - Nedir?
    - Üzerine işemek.
    - İğrenç!
    - Discovery Channel'da görmüştüm.
  • - Don't decide hastily! Think it over! I'll give every comfort to Henna. All the clothes and jewel she wants. Besides you'll find a man like me useful to have around.
    - Acele karar verme! Tekrar düşün! Henna'ya her türlü rahatlığı vereceğim. İstediği tüm kıyafetleri ve mücevherleri. Üstelik benim gibi bir adamın etrafında olmasını faydalı bulacaksın.
  • - Come on. Let's play train
    - Now be careful, children Marie's the caboose.
    - All aboard! Choo-choo-choo,choo-choo.
    - Hadi, tren oyunu oynayalım.
    - Şimdi dikkatli olalım, çocuklar Marie en son vagon olacak.
    - Herkes binsin! Choo-choo-choo,choo-choo.
  • * You must impress that ultra
    boomin', all consumin' *
    * O feci gümbürtülü, yürek yakan *
  • (Mem., I must ask the Count all about them.)
    (Anne),Konta onlar hakkında herşeyi sormalıyım.
  • 'I want a clean cup,' interrupted the Hatter: 'let's all move one place on.'
    'Temiz bir fincan istiyorum'diyerek Şapkacının sözünü kesti:'hepimiz bir yere ilerleyelim'
  • 'Very well,' said he, 'you shall know all about the machine.' He took a step backward, slammed the little door, and turned the key in the lock.
    'Pekala' dedi, 'makineyle ilgili her şeyi öğreneceksin.' Geriye doğru bir adım attı, küçük kapıyı çarptı ve anahtarı kilide takıp çevirdi.
  • 'Everybody says "come on!" here,' thought Alice, as she went slowly after it: 'I never was so ordered about in all my life, never!'
    'Herkes haydi buraya diyor' Alice,ardından yavaşça giderken:yaklaşık hayatım boyunca bu kadar emir almamıştım diye düşündü.
  • 'Perhaps it doesn't understand English,' thought Alice; 'I daresay it's a French mouse, come over with William the Conqueror.' (For, with all her knowledge of history, Alice had no very clear notion how long ago anything had happened.) So she began again: 'Ou est ma chatte?' which was the first sentence in her French lesson-book.
    'Belki de İngilizce anlamıyordur' diye düşündü Alice; 'Bence Fatih William ile birlikte gelen bir Fransız faresi.' (Tüm tarih bilgisiyle Alice'in her şeyin ne kadar zaman önce olup bittiğine dair çok berrak bir fikri yoktu.)Bu nedenle tekrar başladı: "Ou est ma chatte?" Fransızca ders kitabındaki ilk cümleydi.
  • "If I could touch her, everything would be all right."
    ''Ona bir dokunabilsem, her şey düzelir.'' dedim.

  • " No, I'm all right. I was just a little bored there.
    '' Hayır, ben iyiyim. Sadece biraz sıkılmıştım.

  • "I'm not at all the person, you and I took me for." Hmm. Sounds like an epitaph. Your handwriting, too. You see, Chuck, I save everything.
    “Asla senin ve benim sandığın kişi değilim.” Mmm. Kulağa kitabe gibi geliyor. El yazın da öyle. Görüyorsun Chuck, her şeyi saklarım.
  • and that is all I can tell you about
    the next few weeks of "Peyton place."
    "Peyton Place"in gelecek bölümlerinde
    olacaklarla ilgili söyleyebileceklerim bunlar.
  • I coulda gone with
    "Come, all ye faithful."
    "Bütün inananlar toplansın" ile
    de başlayabilirdim.

17,559 c?mle
Cümle Sözlük, bir Onur-Hoca projesidir. cumlesozluk.com © 2009 - 2026