- I am becoming what I despise. I tell mysel that I got into this to bring Danny's killer to justice. The truth is,I'm more interested in revenge.
- Her zaman hakir gördüğüm şey haline geliyorum. Bu işe Danny'nin katilini adalete teslim etmek için bulaştığımı söylüyorum kendime. Ama gerçek şu ki; intikamla daha ilgiliyim.
- Which village is that?
- Chandanpur. You may have heard of it. lt's a 3 hour journey by train. And 2 hours 30 minutes by bus. So it must be about 200 miles away.
- lt might be more than that.
- Hangi köy bu?
- Chandanpur. Duymuş olabilirsin. Trenle 3 saatlik bir yol. Ve otobüsle 2 saat 30 dakikalık. Yani 200 mil kadar uzalıkta olmalı.
- Bundan daha fazla da olabilir.
- You still have the nursery, Mr. Kirby
- Oh, yes. I am going in more for tree farming now.
- Is there any money in growing trees?
- There can be.
- The only thing I know about trees is they make good logs.
- Now's your chance to learn more.
- Hala fundalığınız var mı, Bay Kriby?
- Oh evet. ama şimdi daha çok ağaç ziraatçılığına doğru gidiyorum.
- Ağaç yetiştirme işinde para var mı?
- Olabilir.
- ağaçlarla ilgili bildiğim tek şey, onlardan iyi kütük yapıldığı.
- İşte şimdi daha fazlasını öğrenme şansınız var.
- You see today any laptop computer now can do a lot more damage than an atomic bomb. We just hate to remind people that it is the ultimate weapon of tomorrow.
- Görüyorsunuz, bugün bir laptpp bilgisayar, atom bombasından daha çok zarara neden olabilir. İnsanlara bunun yarının silahı olduğunu hatırlatmaktan nefret ediyoruz.
- lt's good you were at home or l would have been very bored.
- l'll bring coffe
- You are spoiling my habits, just had two cups.
- Then one more won't harm.
- Evde olman çok iyi oldu. Yoksa çok sıkılırdım.
- Kahve getireyim.
- Adetlerimi bozuyorsun, daha yeni iki fincan içtim.
- Bir fincan daha birşey yapmaz o zaman.
- If you would lik to live with us... we would be extremely honored. This would be your home.
- Really, this lamb is...amazingly amazing! If you'll pardon the expression.
- Some more wine?
- Eğer bizimle yaşamak istersen... bundan büyük bir onur duyarız. Burası senin evin olur.
- Gerçekten, bu kuzu eti... inanılmaz derecede inanılmaz! Eğer ifademi bağışlarsanız.
- Biraz daha şarap?
- Disco, more than any other dance requires finess. Lean forward slightly and bend your knee for best effect. And your eyes! Maintain eye contact and give them a slight smile
- Disko dansı, diğer her danstan daha çok ustalık ister. Hafifçe öne eğil ve iyi bir etki için dizini kır. Ve gözlerin! Göz temasında kal ve ona hafifçe gülümse.
- I am sorry, I was rude before. I really am
- Okay, no more crying. Please! What a night, Paul, Do you like my hairdo?
- Yes, I do.
- Then why don't you touch it?
- I don't want to mess it up.
- Daha önce kabalık ettiğim için üzgünüm. Gerçekten.
- Tamam daha fazla ağlamak yok. Lütfen. Ne geceydi ama. Paul, saç şeklimi beğendin mi?
- Evet, beğendim.
- O halde neden dokunmuyor musun?
- Saçını bozmak istemiyorum.
- You've answered these questions a thousand times before.
- Probably.
- Can you handle one more time? The first time I put on a dress,|I was around eight years old.
- Daha önce bu soruları bin kere cevapladın.
- Olabilir.
- Bir kere daha yapmayı göze alabilir misin?
- You should make an effort. He's gonna be your son-in-law and you hardly know him.
- I know him well enough.
- Then you should try to be more positive.
- Çaba göstermelisin. Damdın olacak ve sen onu çok az tanıyorsun.
- Onu yeteri kadar iyi tanıyorum.
- O zaman daha pozitif olmalısın.
- What are those prisms?
- I don't know, but there might be more than one lead spliced to the firing mechanism.
- That pin.
- Where?
- There, in the back.
- What is that?
- It's a crystal.
- Bu prizmalar nedir?
- Bilmiyorum ama ateşleme mekanizmasına bağlı birden çok kurşun olabilir.
- Bu mil.
Nerede?
- Orada, arkada.
- Ne o?
- Bu bir kristal.