go
Logo
twitter twitter
çevrimiçi: 1344 kişi  16 Tem 2026 
 Boşluk doldurma (kelimeler)
 Boşluk doldurma (fiiller)
 Kelime tamamlama
 Fiil tamamlama
 Kelime Eşleştirme
 Fiil Eşleştirme
 Kelime Telaffuzları
 Fiil Telaffuzları
 Fiil çekim testleri

here

zf. burada, buraya
ünl. işte
  • - l endanger the security of our country. He's sure that there is someone here at the embassy.. . who's in league with foreign terrorists. And because of whom his life is now in danger. That man is among the four of you.
    - Ülkemizin güvenliğini tehlikeye atıyorum. Burada elçilikte yabancı teröristlerle aynı birlikte olan biri olduğundan emin. Ve bu kişi yüzünden onun hayatı şu anda tehlikede. Bu adam sizin dördünüzün arasında.
  • - I hope, you like the stew.
    - Oh ya. Hey there he is. How are you ?
    - Good, good, can I take your jacket ?
    - Sure. Here we go. Something burning ?
    - Oh! No, no, no. I've just burnt a couple of matches out there.
    - Umarım, güveçi seversin.
    - a evet. ah işte orada. Nasılsın?
    - İyiyim, iyiyim, ceketini alabilir miyim?
    - Elbette. Al bakalım. Birşey mi yanıyor?
    - Oh! Hayır, hayır hayır. Birkaç kibrit yaktım da oralarda.
  • - Okay, let's get going. - Let's get focused here.
    - Tamam, haydi başlayalım. - Konsantre olalım.

  • - I would not be here to tell what I told now. I came back to life after a long black black gap of what might have been a million years.
    - Şu anda söylediklerimi anlatmak için burada olmayabilirdim. Belki de milyon yıl süren kapkara uzun bir geçitten geçip hayata geri geldim.
  • - This is not the time, Ace. If Einhorn comes down here and see me talking to you, I'm history.
    - I can keep him under control. You have to tell me who's on the Snowflake case.
    - Şimdi sırası değil, Ace. Eğer Einhorn aşağı gelip sizinle konuştuğumu görecek olursa, tarih olurum.
    - Ben onu kontol altında tutarım. Şimdi bana Snowflake davsında kimin olduğunu söylemelisin.
  • - It's just ringing.
    - What do you mean, it's just ringing? Where's my megaphone?
    - In the trunk. You want it now?
    - No, tomorrow. Yes. Now, goddamn it! Get down from there. Don't you want to talk to them?
    - Not yet. What's going on? Huh? We've only been in here for five minutes.
    - Şimdi çalıyor.
    - Şimdi çalıyor da ne demek? Megafonum nerede?
    - Sandıkta. Şimdi mi istiyorsun?
    - Hayır, yarın. Evet. Şimdi, kahrolası! İn oradan aşağı! Onlarla konuşmak istemiyor musun?
    - Henüz değil. Neler oluyor, ha? Sadece beş dakikadır buradayız daha.
  • - It's just ringing.
    - What do you mean, it's just ringing? Where's my megaphone?
    - In the trunk. You want it now?
    - No, tomorrow. Yes. Now, goddamn it! Get down from there. Don't you want to talk to them?
    - Not yet. What's goin' on? Huh? We've only been in here for five minutes.
    - Şimdi çalıyor.
    - Şimdi çalıyor da ne demek? Megafonum nerede?
    - Sandıkta. Şimdi mi istiyorsun?
    - Hayır, yarın. Evet. Şimdi, kahrolası! İn oradan aşağı! Onlarla konuşmak istemiyor musun?
    - Henüz değil. Neler oluyor, ha? Sadece beş dakikadır buradayız daha.
  • - It-it's because of you Jake doesn't want to come here anymore. - Great.
    - Senin yüzünden Jake artık buraya gelmek istemiyor.
    - Harika.
  • - We have quite a meal here for you: bacon and eggs,.. ..porridge, orange juice and toast and jam
    - Good stuff there.
    - You eat it up, and I'll be back for the dishes when you finish.
    - Senin için harika bir yemek hazırladık: domuz salamı, yumurta... yulaf ezmesi, portakal suyu ve reçelli tost ekmeği.
    - Harika bunlar.
    - Sen yemene bak, bitirdiğinde bulaşıklar için gelirim.
  • - We have quite a meal here for you: bacon and eggs,.. ..porridge, orange juice and toast and jam
    - Good stuff there.
    - You eat it up, and I'll be back for the dishes when you finish.
    - Senin için harika bir yemek hazırladık: domuz salamı, yumurta... yulaf ezmesi, portakal suyu ve reçelli tost ekmeği.
    - Harika bunlar.
    - Sen yemene bak, bitirdiğinde bulaşıklar için gelirim.
  • - I haven't got to know you very well, but i cant tell from our brief conversation, that you are a very thoughtful young man. Everybody els could be terrific people. In conclusion, I just want to say on this special day, on this very special day, that I am very pleased that you are here !
    - Seni çok iyi tanıyamadım, ama kısa konuşmamızdan yola çıkarak senin düşünceli genç bir adam olduğunu söyleyebilirim. Diğer herkes muhteşem insan olabilir. Sonuç olarak, Bu özel günde, bu çok özel günde... burada olduğuna çok sevindiğimi söylemek istiyorum.
  • We'll get you out of here. I need some help over here . It's okay.
    - Seni buradan çıkaracağız.
    - Burada biraz yardıma ihtiyacım var. Tamam, sorun yok.
  • - I didn't expect you back so soon.
    - Here I am .
    - I'm glad to see you.
    - I'm glad to be back.
    - Seni bu kadar erken beklemiyordum.
    - İşte burdayım.
    - Seni gördüğüme memnun oldum.
    - Ben de geri döndüğüme memnun oldum.
  • - l think l'll get out here cos l'm in a hurry.
    - Here you are.
    - Keep the change.
    - What's the rush, lady?
    - l'm going to be married. l want you to be the first to congratulate me.
    - Sanırım, burada ineceğim çünkü acelem var.
    -Buyrun.
    - Üstü kalsın.
    - Bu acele nedir, hanımefendi?
    - Evleneceğim. Beni ilk tebrik edenin sen olmanı istiyorum.
  • - Rosetta, your mother was here looking for you. The other room's so crowded you can hardly move.
    - Rosetta, annen burada, seni arıyordu. Öbür oda öyle kalabalık ki, güçlükle hareket ediliyor.
  • - The humanoids are the hunters... they brought those creatures here to hunt. And they use us like cattle. We're hosts for them to breed in.
    - Robotlar avcı... bu yaratıkları buraya avlamak için getirmişler. Bize damızlık muamelesi yapıyorlar. Onlar için çiftleştirilecek bir kalabalığız.
  • - Sorry l´m late. There was a traffic jam at Piccadilly.
    - It´s alright, you´re here now.
    - I brought you some cherries.
    - You shouldn´t have done.
    - Pardon, geciktim. Picadilly'de trafik sıkışıktı.
    - Önemli değil, şimdi buradasın.
    - Sana kiraz getirdim.
    - Zahmet etmişsin.
  • - You´II be leaving here next month.
    - Yeah l´II be glad to get back to London.
    - Önümüzdeki ay buradan ayrılacaksın.
    - Evet, Londra' ya geri döneceğime çok memnunum.
  • - You can see God there and that's better.
    - But God is everywhere, Nelly. The catechism says so.
    - You think? He isn't here now seeing us.. and hearing all we say.
    - Yes, but we can't see.
    - Let's test it out. You look hard and I'll listen.
    - All right.
    -Are you listening?
    -Yes...but if you don't keep quiet, I won't hear anything.
    - All right,
    - Orada Tanrı'yı görebilirsin ve bu daha iyi.
    - Ama Tanrı her yerde, Nelly. Kateçizm öyle diyor.
    - Öyle mi dersin? O şu anda burada değil ve bizi görmüyor... ve dediklerimizi duymuyor.
    - Evet ama göremeyiz.
    - Hadi bunu test edelim. Sen iyice bak ve ben de dinleyeyim.
    - Tamam.
    - Dinliyor musun?
    - Evet .. ama sessiz olmazsan, hiçbir şey duyamam.
    - Tamam.
  • - I just leave them alone.
    - Hey! I thought dogs chase after the chickens.
    - I guess it might be a jaguar. It came in here and ate chickens.
    - Hey! Let's go and see it.
    - Actually, it's not a dog or a jaguar.
    - Onları rahat bırakıyorum.
    - Hey! Köpeklerin tavukları kovaladığını sanıyordum.
    - Sanırım, bir jaguar olabilir. Buraya gelip tavukları yemiştir.
    - Hey! Hadi gidip bakalım.
    - Aslında, bu ne bir köpek ne de bir jaguar.

1,983 c?mle
Cümle Sözlük, bir Onur-Hoca projesidir. cumlesozluk.com © 2009 - 2026