- There isn't anyone. Maybe an Eskimo who can ice-fish for food. Help me to build a nest for when the baby comes.
- There are no Eskimo here, and you're not really pregnant. You made that up.
- Burada kimse yok. Belki yiyecek için buzda balık avlayan bir Eskimo. Bebeğin gelişi için bir yuva yapmama yardım et.
- Burada Eskimo felan yok, ve sen de aslında hamile değilsin. Hepsini sen uydurdun.
- A week or so ago, I decided to take a little trip on my way to Ginny's. Ginny begged me to come out early, to help her with wedding arrangements, but...I told her I needed some time to myself.
- Bir hafta önce falan, ginny'lere küçük bir gezi yapmaya karar verdim. Ginny, erken gelip ona düğün hazırlıkları için yardım etmem için yalvardı. ama... ben ona kendime ayıracak biraz zamana ihtiyacım olduğunu söyledim.
- Do you know how hard it is for me to go to the cemetery?
- I was just trying to help him get back to some kind of life.
- He was coming back. Don't you realize how he's changed these past weeks? His apartment, his life? He fell in love. Why do you want to rush things?
- Benim için mezarlığa gitmenin ne kadar zor olduğunu biliyor musun?
- Sadece onun hayata dönmesine yardım etmeye çalışıyordum.
- Dönüyordu zaten. Şu geçtiğimiz haftalarda ne kadar değiştiğini farketmiyor musun? Evi, hayatı? Aşık oldu. Neden işleri aceleye getirmek istiyorsun?
- Listen to me! Look at me. Look in my eyes. Can you feel that? That's my hand. Go on, hold it. We'll get you out of here. I need some help over here! It's okay. You're safe now, all right?|
- Beni dinle! Bak bana! Gözlerime bak! Bunu hissediyor musun? Bu benim elim. Hadi tut onu! Seni buradan çıkaracağız. Buraya yardım lazım. Tamamdır. Şimdi güvendesin, tamam mı?
- Wait a minute. Where are we gonna find a judge who'll help us?
- I'm not gonna ask a judge.
- It's no good in court.
- I'm not in court. Not yet.
- Bekle bir dakika. Bize yardım edecek hakimi nereden bulacağız?
- Bir hakimden yardım istemeyeceğim.
- Bu mahkemede iyi olmaz.
- Mahkemede değilim. Henüz.
- She needs me.
- I need you.
- To help you have a good time.
- When was the last time we had a good time?
- Go back to your friends in the bar.
- Bana ihtiyacı var.
- Benim sana ihtiyacım var.
- İyi vakit geçirmene yardımcı olmak için.
- En son ne zaman iyi vakit geçirdik ki?
- Bardaki arkadaşlarına geri dön.
- But he's very agog.
- But what can I do? We have no means to help him..
- Then lay it aside.
- Yes, we could only do this. He's coming.
- Ama çok istekli görünüyor.
- ama ne yapabilirim? Ona yardım edeceğiz anlamına gelmiyor.
- O zaman, bunu bir kenara bırak.
- evet, yapabileceğimiz sadece bu. Geliyor.
- It hurts.
- Can we help you to the house?
- It's two miles. And I'm tired from digging. Damn the jellyfish! Damn all the jellyfish! Do something.
- There's only one thing.
- What is it?
- Pee on it.
- Gross!
- I saw it on Discovery Channel.
- Acıyor.
- Seni eve götürelim mi?
- Ev 2 mil uzakta. Ve kazmaktan dolayı yorgunum. Allah deniz analarını kahretsin. Tüm deniz analarını kahretsin! Birşeyler yapın.
- Sadece tek birşey var.
- Nedir?
- Üzerine işemek.
- İğrenç!
- Discovery Channel'da görmüştüm.
- Go with God, my son! We've got men trapped everywhere in the harbour. We need help from anybody who can move. Don't lose us!Keep swimming!
-Tanrı yardımcın olsun, oğlum! Limanın her yerinde yakalanmış adamlarımız var. Hareket edebilen birinin yardımına ihtiyacımız var. Bizi kaybetme! Yüzmeye devam et!