Kayıt Olun

Parolanızı mı unuttunuz?

go
Logo
twitter twitter
çevrimiçi: 546 kişi  23 May 2018 
 Boşluk doldurma (kelimeler)
 Boşluk doldurma (fiiller)
 Kelime tamamlama
 Fiil tamamlama
 Kelime Eşleştirme
 Fiil Eşleştirme
 Kelime Telaffuzları
 Fiil Telaffuzları
 Fiil çekim testleri

carrying

 
carried, carried, carrying, carries
i. taşıma, nakliye
  • I hope you got a good rental fee for the house. Enough to cope with the carrying costs
    Umarım ev için iyi bir kira bedeli almışsındır. Taşınma masraflarıyla başa çıkmaya yetecek kadar.
  • The tanker was carrying one million tons of crude oil.
    Tanker, bir milyon ton ham petrol taşıyordu.

  • She’s wearing tan shoes, and she’s carrying a tan leather bag with a gold chain.
    Taba rengi ayakkabı giyiyor ve altın zincirli taba rengi deri bir çanta takıyor.

  • For the last two months, you've bee carrying your undies in a paper bag.
    Son iki aydır, iç çamaşılarını kağıt torbada taşıyorsun.
  • Peter, what if carrying the baby to term
    would endanger the mother's life?
    Peter, Peki ya çocuğu taşımak annenin
    yaşamını tehdit ediyorsa?
  • Muff was carrying the flashlight He carries it in his mouth He's so cute.. running along ahead with the light shining.-
    Muff cep feneri taşıyordu. Feneri ağzında taşıyordu. Çok hoştu....önünde pırıldayan bir ışıkla birlikte koşuyordu.
  • The Bride is wearing a long white gown and carrying a bouquet of flowers.
    Gelin uzun beyaz bir gelinlik giyiyor ve bir buket çiçek taşıyor.

  • Dozens of small boats, which are carrying detergents and straw, are working around the slick.
    Deterjan ve saman taşıyan düzinelerce küçük tekne petrol sızıntısının etrafında çalışıyor.

  • These females has been carrying around about twenty thousand fertilised eggs.
    Bu dişiler oraya buraya yaklaşık yirmi bin döllenmiş yumurta götürmektedirler.
  • You're bluffing. I'm not the only one carrying a remote trigger The entire bank is monitored via satellite by an off-site team
    Blöf yapıyorsun. Aynı denklaşörü tek ben taşımıyorum. Tüm banka, banka dışında çalışan bir takım tarafından izleniyor uydudan.
  • She was carrying her purse in one hand and a shopping bag in the other.
    Bir elinde cüzdanını ve diğerinde de alışveriş çantasını taşıyordu.

  • I shiver to speak of it. A gang of fanatics carrying a stake with...poor Princess de Lamballe's head on it.
    Anlatırken bile içim kötü oluyor. Bir grup fanatik zavallı Prenses Lamballe'nin kafasının üzerinde olduğu bir kazığı taşıyorlar.
  • -I brought you some flowers but I didn´t want to be seen carrying them.
    - That´s nice Freesias! How delightful.
    - Sana çiçek getirdim ama bunlarla ortalarda görünmek istemiyorum.
    - Çok hoş, Freesias! Ne kadar güzel.
  • - We're not getting anywhere with this Soho murder .
    - Well, what about that man the landlady passed on the stairs?
    - She couldn't describe him except to say that he was carrying something.
    - Bu Soho cinayeti ile ilgili ilerleme kaydedemiyoruz.
    - Peki ya ev sahinin merdivenlerde yanından geçtiği adam?
    - Birşey taşıyor olduğunu söylemk dışında onu tarif edemiyor.
  • You got a passenger aboard named Joe Salucci, he's carrying a bomb.
    Geminizde Joe Salucci adında bir yolcunuz var, o bir bomba taşıyor.
  • A boat in Rwanda sinks in Lake Kivu while carrying people to commemorations to mark the 16th anniversary of the genocide.
  • A bus carrying Syrian workers comes under fire in Lebanon and at least one person is shot dead, security sources say.
  • A bus carrying Syrian workers comes under fire in northern Lebanon and at least one person is shot dead, security sources say.
  • A council is carrying out a review into the care of a disabled girl found hanged in a faeces-covered bedroom.
  • A great wind swept over the ghetto, carrying away shame, invisibility and four centuries of humiliation. But when the wind dropped people saw it had been only a little breeze, friendly, almost gentle.
    Jean Genet

167 cümle
Cümle Sözlük, bir Onur-Hoca projesidir. cumlesozluk.com © 2009 - 2018