go
Logo
twitter twitter
çevrimiçi: 789 kişi  31 Oca 2026 
 Boşluk doldurma (kelimeler)
 Boşluk doldurma (fiiller)
 Kelime tamamlama
 Fiil tamamlama
 Kelime Eşleştirme
 Fiil Eşleştirme
 Kelime Telaffuzları
 Fiil Telaffuzları
 Fiil çekim testleri

always

zf. her zaman, daima
  • - Why? Is he busy with something?
    - Yeah. He's always doing some experiment.
    - Like a scientific experiment?
    - Neden? Bir şeyle mi meşgul?
    - Evet. Kendisi daima bazı deneyler yapıyor.
    - Bilimsel bir deney gibi mi?
  • - What was I supposed to do? Larry was the one who'd always jump in and protect her.
    - And he always paid for it.
    - I never did anything. I just ran and hide.|
    - Ne yapmam gerekirdi yani? Atlayıp onu kurtaran her zaman Larry idi.
    - Ve her zaman da bedelini ödedi.
    - Ben asla birşey yapmadım. Kaçtım ve saklandım.
  • - You should be ashamed of yourself.
    - Why? Nothing happened.
    - They're digging up the pavement.
    - They're always doing that.
    - I'll go down and get a few shot.
    - Can't you do it from here?
    - You're right. I'll get the tripod. That was smart thinking. It'll be a documentary film. What are you reading?
    - I'm just looking at pictures.
    - Kendinden utanmalısın.
    - Neden? Hiçbir şey olmadı.
    - Kaldırımı kazıyorlar.
    - Onlar bunu her zaman yapıyor.
    - Aşağı inip birkaç çekim yapacağım.
    - Buradan yapamaz mısın?
    - Haklısın. Fotoğraf sehpasını alayım. Bu akıllıcaydı. Bir belgesel film olacak bu. Ne okuyorsun?
    - Sadece resimlere bakıyorum.
  • - You should be ashamed of yourself.
    - Why? Nothing happened.
    - They're digging up the pavement.
    - They're always doing that.
    - I'll go down and get a few shots.
    - Can't you do it from here?
    - You're right. I'll get the tripod. That was smart thinking. It'll be a documentary film. What are you reading?
    - I'm just looking at pictures.
    - Kendinden utanmalısın.
    - Neden? Hiçbir şey olmadı.
    - Kaldırımı kazıyorlar.
    - Onlar bunu her zaman yapıyor.
    - Aşağı inip birkaç çekim yapacağım.
    - Buradan yapamaz mısın?
    - Haklısın. Fotoğraf sehpasını alayım. Bu akıllıcaydı. Bir belgesel film olacak bu. Ne okuyorsun?
    - Sadece resimlere bakıyorum.
  • - Are you mad at me because my hair gel smells? Because I said your handwriting is childlike?
    - No. That made me feel precious. Because he's always correcting people's grammar?
    - Jölem kokuyor diye mi bana kızgınsın? Yoksa elyazın çocuksu dedim diye mi?
    - Hayır. Bu beni değerli hissettirdi. Çünkü her zaman insanların gramerini düzeltiyor.
  • - You were always eloquent but you won't move me, Kirill If you knew how I've suffered, what I've endured, if you knew what evil I've seen, you would forgive me.
    - Her zaman kendini güzel sözlerle ifade edebilen biriydin ama beni harekete geçiremezsin, Krill eğer nasıl acı çektiğimi, nelere katlandığımı, ne kötülükler gördüğümü bilseydin, beni affederdin.
  • - Do you always knock?
    - Always. Haven't got anything to hide, have you?
    - Her zaman kapıya vurur musun?
    - Herzaman. Saklayacak birşeyin yok, değil mi?
  • He'd always say.. he was gonna become a millionair and all of us would be jealous of him. It didn't really make us envious of him.
    - Her zaman bir milyoner olacağını ve bizim hepimizin onu kıskanacağımızı söylerdi. Bu bizi gerçekten kıskanç yapmadı.
  • - You always made trying to love a wild thing. You were always lugging home wild things. Remember? ...A hawk with a broken wing, a full grown wildcat with a broken leg...
    - Hep vahşi şeyleri bana sevdirmaye çalışırdın. Eve devamlı vahşi birşeyler getiriyordun. Hatırladın mı? ...Kanadı kırık bir atmaca... ya da artık kocaman olmuş kırık bacaklı bir yaban kedisi...
  • - It's always about that.
    - No. Not this time.
    - Hep onunla ilgilidir.
    - Hayır. Bu sefer değil.

  • - You were amazing.
    - Thank you
    - Where did you learn to play like that?
    - Well, jazz flute has always been a small passion of mine.
    - So what other passions do you have, Mr. Burgundy?
    - Harikaydınız.
    - Teşekkür ederim.
    - Böyle çalmayı nerede öğrendin?
    - Şey, caz flüt her zaman küçük bir tutkum olmuştur.
    - Peki, başka ne tutkularınız var, Bay B urgundy?
  • - Listen to me. Listen! You have a chance to make boxing history tonight. You have potential for that kind of greatness. You don't need me. You already have it. Always did.
    - Dinle beni. Dinle! Bu gece bir boks tarihi yazmak için şansın var. Böyle büyük birşey için potansiyelin var. Bana ihtiyacın yok. Sende zaten var. Hep vardı.
  • - I've always thought that you hated this city, Colonel.
    - The passion to build has cooled and the joy of reconstruction forgotten, and now it's just a garbage heap made up of fools.
    - Bu şehirden hep nefret ettiğinizi düşünürdüm, Albay.
    - inşa etme tutkusu soğudu ve kalkınma mutluluğu unutuldu, ve şimdi ahmaklar tarafından yapılmış bir çöp yığını sadece.
  • - who's that boy?
    - Um, that's Peter Van Pels. He's always hammering something out...in the garden behind us.
    - Bu çocuk kim?
    - Iıı. Bu Peter Van Pels. Arkamızdaki bahçede devamlı birşeyleri çekiçler.
  • -This always brought me good luck.You should carry it tonight
    - An orange peel ?
    - Not just any orange peel..Scottie Pippen dropped this orange peel at the Sonics game.and I picked it up.
    - Bu bana hep şans getirdi.Bu gece bunu taşımalısın.
    -Kabuğu soyulmuş bir portakal?
    -Herhangibir kabuğu soyulmuş portakal değil bu. Soothe Pippen , Soniklerle olan maçta düşürdü bunu yere ve bende aldım.
  • - He did some piano playing. Then he studied painting. And the worst of it is he's so good at everything.
    - A jack of all talents?
    - Everything comes too easily to him. He's always attracted by the art.
    - Biraz piyano çaldı. Sonra resim okudu. Ve en kötüsü de herşeyde iyi olması.
    - Yetenek torpilli yani?
    - Herşey ona fazla kolay geliyor. Her zaman sanata ilgi duymuştur.
  • - I lost a glove once.
    - I'm always losing gloves.
    - But my grandmother knitted it.
    - Bir kere eldivenimi kaybettim.
    - Ben her zaman kaybediyorum.
    - Ama onu büyük annem dokumuştu.
  • - I know. - I've always liked her.
    - Biliyorum. - Ondan hep hoşlanmışımdır.

  • -Perhaps the darkness was always there and we refused to see.
    - The division between the religious and military castes...?
    - Belki de karanlık her zaman oradaydı ve biz görmek istememişizdir.
    - Dini ve askeri kastlar arasındaki ayrım mı?
  • - I bet you have a art teacher here.
    - Pardon? No, we just let children draw what they want.
    - You mean, that boy drew that tree by himself?
    - He loves trees so much, he always sits alone and keeps drawing them.
    - Bahse girerim, burada bir sanat öğretmeniniz var.
    - Pardon? Hayır, biz sadece çocukları ne isterlerse çizmeleri için bırakıyoruz.
    - Yani, bu çocuk o ağacı kendi başına mı çizdi?
    - Ağaçları çok sever, her zaman tek başına oturup onları çizer.

8,203 c?mle
Cümle Sözlük, bir Onur-Hoca projesidir. cumlesozluk.com © 2009 - 2026