-Did you read the part where I said I'd always love you? -It's a bit hard for you to love me when you're dead, isn't it? -I'm sorry.I can understand why you're angry, Marcus.
-Seni her zaman seveceğimi söylediğim bölümü okudun mu? -Ölüyken beni sevmen senin için biraz zor olur, değil mi? -Üzgünüm. Neden kızgın olduğunu anlayabiliyorum, Marcus.
-I don't want to work with him in the same office.
- You won't see him here anyway. He's always out for breaking news, and you're doing the fashion page.
-Onunla aynı ofiste çalışmak istemiyorum.
-Onu burada hiçbir şekilde görmeyeceksin. Son dakika haberleri için her zaman dışarıda olur ve sen moda sayfasını yapıyorsun.
- Then he asked me to be his bride. And always be right by his side. I felt so happy. I almost cried. And then he kissed me.
- Sonra bana evlenme teklif etti, her zaman yanında olmamı istediğini söyledi. Kendimi çok mutlu hissettim. Neredeyse ağlayacaktım. Ve sonra beni öptü.
- Did you read the part where I said I'd always love you?
- It's a bit hard for you to love me when you're dead, isn't it?
- I'm sorry. I can understand why you're angry,
- Seni her zaman seveceğimi söylediğim kısmı okudun mu?
- Öldüğünde beni sevmen biraz zor, öyle değil mi?
- Üzgünüm. Kızgın olmanı anlıyorum.
- I forgive you for Ray. I forgive you. That was a long time ago and.. I know I wasn't always the... king of kings. I let you down. I'm sorry, Helen. Can you forgive me ? Can you forgive me ?
- Ray için seni affediyorum. Seni affediyorum. Bu çok uzun zaman önceydi ve ... her zaman kralların kralı olmadığımı biliyorum.Seni hayal kırıklığına uğrattım. Üzgünüm, Helen. Beni affedebilecek misin? Beni affedebilecek misin?
- The game is 5-card draw, sir. Minimum bet is $5,000.
- Okay.
- Dahlgren's got a pair of jack and an ace kicker.
- I always start off modestly. 50.000 dollars. Bets please!
- Oyun, 5 kart elden. Minimum bahis 5.000 dolar.
- Tamam.
- Dahlgren'in iki valesi ve bir de üstüne ası var.
- Her zaman mütevazi başlarım. 50.000 dolar. Bahisler lütfen.
- I told her that I was afraid. I hadn't always been fair to her and hadn't always understood how hard it must have been for her.
- I knew she could always count on you and I wanted her to know that.
- Ona korktuğumu söyledim. Ona her zaman adil olmadım ve onun için ne kadar zor olduğunu da her zaman anlayamadım.
- Sana her zaman güvenebileceğini biliyordum ve bunu onun da bilmesini istedim.