Kayıt Olun

Parolanızı mı unuttunuz?

go
Logo
twitter twitter
çevrimiçi: 553 kişi  23 May 2018 
 Boşluk doldurma (kelimeler)
 Boşluk doldurma (fiiller)
 Kelime tamamlama
 Fiil tamamlama
 Kelime Eşleştirme
 Fiil Eşleştirme
 Kelime Telaffuzları
 Fiil Telaffuzları
 Fiil çekim testleri

awful

 
s. berbat, oldukça büyük, müthiş
  • Wagner is a composer who has beautiful moments but awful quarter hours.
    Gioachino Rossini
    Wagner güzel anları ama berbat çeyrek saatleri olan bir bestekardır.
  • Okay, it was a awful tragedy.But it happened 20 years ago
    Tamam, berbat bir trajediydi. Ama 20 yıl önce oldu bu.
  • You just listen to the ball and bat come together. They make an awful noise.
    Darrell Johnson
    Sadece topun ve yarasının bir araya gelişini dinle. Korkunç bir ses çıkarırlar.
  • The police have made an awful mistake.
    Polis korkunç bir hata yapmıştı.

  • I feel awful.
    Hiç iyi değilim.

  • Yeah, it's awful.
    Evet, çok kötü.
  • Listen, I... I feel awful about
    the things I said last night.
    Dinle, Ben... Ben dün gece söylediğim
    şeylerden ötürü üzgünüm.
  • You're awful.
    Çok fenasın.

  • He did that for me. He devoted himself to me. He tried to make me into a responsible adult.Now he must think it was an awful waste.
    Bunu benim için yaptı. Kendisini bana adadı. Benim sorumlu bir yetişkine dönüşmem için uğraştı. şimdi bunu korkunç bir zaman kaybı olduğunu düşünüyor olmalı.
  • This is an awful tragedy of the families of the workers who perished here this morning
    Bu, bu sabah burada can veren işçilerin ailelerinin korkunç trajedisi.
  • You know, you're asking
    me to accept an awful lot.
    Bilirsin, benden berbat bir şeyi
    kabul etmemi istiyorsun.
  • - Why shouldn't she be conspicuous? She made an awful marriage, but should she hide her head? Should she slink around as if she disgraced herself?
    - She's had a sad life.
    - Neden ortalığa çıkmıyor? Kötü bir evlilik yaptı ama kafasını saklamak zorunda mı? Rezil olmuş gibi kendini gömmek zorunda mı?
    - Üzücü bir hayat yaşadı.
  • After realizing that we would eventually be able to build molecular machines that could arrange atoms to form virtually any pattern that we wanted, I saw that an awful lot of consequences followed from that.
    K. Eric Drexler
  • Altamont... I remember all of that. That was an awful day.
    Mick Taylor
  • An awful lot of gay pop stars pretend to be straight. I'm going to start a movement of straight pop stars pretending to be gay.
    Robbie Williams
  • An awful lot of people come to college with this strange idea that there's no longer segregation in America's schools, that our schools are basically equal; neither of these things is true.
    Jonathan Kozol
  • An awful lot of people think it's easy to lift recipes out.
    Elizabeth David
  • An awful lot of thriller writers write women rather badly. So just doing it OK gets a lot of credit.
    Ken Follett
  • And then there was silence, deep, awful silence, which chilled me.
  • And yet, if it be true, what terrible things there are in the world, and what an awful thing if that man, that monster, be really in London! I fear to think.

202 cümle
Cümle Sözlük, bir Onur-Hoca projesidir. cumlesozluk.com © 2009 - 2018