go
Logo
twitter twitter
çevrimiçi: 5060 kişi  23 Ağu 2026 
 Boşluk doldurma (kelimeler)
 Boşluk doldurma (fiiller)
 Kelime tamamlama
 Fiil tamamlama
 Kelime Eşleştirme
 Fiil Eşleştirme
 Kelime Telaffuzları
 Fiil Telaffuzları
 Fiil çekim testleri

were

[be] f. olmak, bulunmak
  • - How much?
    - Twelve rupees.
    - You were blowing the horn so loudly for only 12 rupees? Here.
    - l don't have change.
    - So what do l do?
    - l don't have change.
    - Ne kadar?
    - Oniki rupi.
    - Sadece 12 rupi için mi o kadar yüksek sesle korna çaldın? Al.
    - Bozuğum yok.
    - Ne yapayım?
    - Bozuğum yok.
  • - How long were you two engaged?
    - Just a week.
    - Ne kadar süredir nişanlısınız?
    - Bir haftadır.
  • - What was that all about? - They said they were interested in me.
    - Ne hakkındaydı bu? - Benimle ilgilendiklerini söylediler.

  • - As you were saying, Mr. Kramer? - What was the question?
    - Ne diyordunuz, Bay Kramer? - Soru neydi?

  • - They were nylon and had lace up the sides and they're badly torn.. as if they've been ripped apart by powerful hands The label reads..."Smart Shop, Phoenix, Arizona."
    - Naylonlardı ve kenarlarında dantel vardı ve fena şekilde yırtılmışlardı... sanki çok güçlü eller tarafından parçalanmışlardı. Etikette ... "Smart Shop, Phoenix, Arizona." yazıyordu.
  • - Should we inform the National Security Council?
    - They were already informed.
    - Milli Güvenlik Konseyini bilgilendirmemiz gerekiyor mu?
    - Onlar çoktan bilgilendirildi.
  • - I met Laura four years ago in Georgia. We were married right after her divorce.
    - Did you know the husband?
    - Laura'yla 4 yıl önce Georgia'da tanıştım. Boşanmasından sonra hemen evlenmiştik.
    - Kocasını tanıyor muydun?
  • - It's a small apartment.
    - I know.
    - But I do remember the kitchen now. We were eating. We were in the kitchen. I spilled something on your sweater. Do you remember what that was?
    - Küçük bir daire.
    - Biliyorum.
    - Ama mutfağı şimdi hatırladım. Yemek yiyorduk. Mutfaktaydık. Kazağına birşey dökmüştüm. Ne olduğunu hatırlıyor musun?
  • - He didn't use it because he doesn't realize it's there. He still thinks it's in the handbag.
    - You see?
    - You were very nearly right.
    - Kullanmadı çünkü orada olduğunu farketmedi. Hala da çantada olduğunu sanıyor.
    - Gördün mü?
    - Haklı sayılırsın.
  • - I was scared.
    - Scared of what?
    - Of losing him. And I guess that's what I did. I lost him.
    - You were just trying to find your way. What else can we do?
    - Korkuyordum.
    - Neyden korkuyordun?
    - Onu kaybetmekten. Ve sanırım yaptığım bu. Onu kaybettim.
    - Sen sadece kendi yolunu bulmaya çalışıyordun. Başka ne yapabiliriz?
  • - They were college roommates.
    - Really?
    - Kolejde oda arkadaşıymış.
    - Gerçekten mi?
  • - She was miserable.
    - He never said they were miserable.
    - Kendisi mutsuzdu.
    - O, mutsuz olduklarını hiç söylemedi.
  • - I don't feel so good.
    - And you've lost a lot of weight. That suits you. You were heavy back then.
    - I haven't been that heavy since 1960.
    - We were all heavier back then before.
    - Kendimi iyi hissetmiyorum.
    - Ve çok kilo kaybettin. Sana yakıştı. Çok ağırdın o zamanlar.
    - 1960 dan beri o kadar ağır olmamıştım.
    - O zamanlar hepimiz daha ağırdık.
  • - You were supposed to throw away the key.. ...not leave the door wide open.
    - Are you implying I had a hand in his escape?
    - Kapıyı açık bırakmaktan ziyade anahtarları aşağıya atmışsınız.
    - Onun kaçışında parmağım olduğunu mu ima ediyorsunuz?
  • - You were suppose to throw away the key.. ...not leave the door wide open.
    - Are you implying I had a hand in his escape?
    - Kapıyı açık bırakmaktan ziyade anahtarları aşağıya atmışsınız.
    - Onun kaçışında parmağım olduğunu mu ima ediyorsunuz?
  • - I remember what you were like when you first walked through my door. Jittery as a june bug. And now just look at you. You sure did surprise me,[
    - Kapımdan içeri ilk girdiğin anda olduğun haliyle hatırlıyorum seni. Haziran böceği kadar gergindin. Ve şimdi bir bak kendine. Beni gerçekten şaşırttın.
  • - I thought we were having coffee. You can trust me, you know.
    - I know that.
    - I'd never hurt you. Remember when you said some people were meant to meet each other? Maybe we were meant to meet that way.
    - Kahve içeceğimizi sanıyordum. Bana güvenebilirsin, biliyorsun.
    - Bunu biliyorum.
    - Asla seni incitmem. Bazı insanların tanışmasının kaderleri olduğunu söylediğini hatırlıyor musun? Belki de bizim bu şekilde tanışmamız gerekiyordu.
  • - There were no women screaming.
    - Those screams were down by the gate.
    - Objection!
    - I see no reason for objecting yet.
    - Kadın çığlığı falan yoktu.
    - Kapıdan aşağıda kadın çığlıkları duyuluyordu.
    - İtiraz ediyorum.
    - Kabul edilmedi.
  • - It seems they were twins. Look at that marvelous girl!
    - My God! My friend, that girl is no more than thirteen years old.
    - That doesn't make her less attractive.
    - Sometimes these girls are women at the age of thirteen.
    - İkizmişe benziyorlar. Şu harikulade kıza bak!
    - Tanrım! Dostum, bu kız onüç yaşından daha fazla değil.
    - Bu, onu daha az çekici yapmıyor.
    - Bazen bu kızlar onüçünde kadın oluyorlar.
  • - You know I love Hortens as if she were my own daughter. You don't think I unseemly haste, do you?
    - Don't you think we should wait?
    - Hortens'i kendi kızımmış gibi sevdiğimi bilirsin. Uygunsuz bir biçimde acele ettiğimi düşünmüyorsun, değil mi?
    - Sence beklememiz gerekmez mi?

8,234 c?mle
Cümle Sözlük, bir Onur-Hoca projesidir. cumlesozluk.com © 2009 - 2026