go
Logo
twitter twitter
çevrimiçi: 529 kişi  24 May 2019 
 Boşluk doldurma (kelimeler)
 Boşluk doldurma (fiiller)
 Kelime tamamlama
 Fiil tamamlama
 Kelime Eşleştirme
 Fiil Eşleştirme
 Kelime Telaffuzları
 Fiil Telaffuzları
 Fiil çekim testleri

age

 
f. yaşlandırmak
i. yaş; asır; devir, çağ
  • I'm weak because you broke my spirit at age five.
    Zayıfım çünkü beş yaşında
    şevkimi kırdın.
  • Our old age was in some respects the happiest period of life.
    Charles Eastman
    Yaşlılık çağımız bazı yönlerden hayatın en mutlu sürecidir.
  • Most gals your age don't wait.
    Yaşıtların pek beklemez aslında.
  • I hope my age is correct.
    I'm always accurate about my age.
    Umarım, yaşım doğrudur.
    Yaş konusunda her zaman doğrucuyumdur.
  • She made her first stage appearance at the age of four in Midsummer Night's Dream.
    Sahneye ilk defa dört yaşında "Bir Yaz Gecesi Rüyası" oyununda çıktı.
  • to try and date when all the men your age
    sadece 25 yaşındaki taş gibi kızlarla çıkmak istediklerinin

  • Don't be silly, time is different now. Love affair of this age must be instant.
    Saçmalama zaman değişti. Bu çağın aşk ilişkileri hızlı olmak zorunda.
  • Well, act your age and loosen up a little bit, all right, man?
    Peki, yaşına göre davran ve biraz rahatla, anladın mı kanka?
  • Especially when you get to be our age.
    Özellikle sen bizim yaşımızda olduğunda.

  • I decided to retire from show business at the age of 17, because I didn't like it a bit.
    Shirley Bassey
    On yedi yaşında şov işinden emekli olmaya karar verdim, çünkü bir parça bile sevmemiştim.
  • She started drinking at the age of 15.
    On beş yaşında içmeye başladı.
  • When I was your age at the Conservatory, stage fright did me in. Audiences were my ruin.
    Konservatuarda senin yaşındayken, sahne korkusu beni sarıyordu. Seyirciler benim felaketimdi.
  • When we met, she was about your age more or less.
    Karşılaştığımızda, o aşağı yukarı senin yaşlarındaydı.
  • True art has something for everyone Great art unites the masses in every age in every country.
    Herkes için gerçek sanat bir şey ifade eder. Asıl sanat her ülkede, her yaşta halk kitlelerini birleştirir.
  • I'm at an awkward age.
    Garip bir yaştayım.
  • But if I'm not the same, the next question is, Who in the world am I? Ah, THAT'S the great puzzle!' And she began thinking over all the children she knew that were of the same age as herself, to see if she could have been changed for any of them.
    Fakat,eğer ben aynı değilsem,sonraki soru;ben dünyada kimim?ah, bu büyük bir bilmece!onlardan herhangi biri için onun değiştirilip değiştirilmediğini anlamak için, kendisi gibi aynı yaşta olan ve onun bildiği tüm çocuklarla ilgili düşünmeye başladı.
  • At an early age someone should've told you.. ...you can attract a lot more flies with honey than with vinegar
    Daha gençken birileri sana söylemiş olmalı; bal kullandığında sirke kullandığın zamandan daha fazla arıyı çekebilirsin.
  • All his victims were female Caucasians between the age of 25 and 35.
    Bütün kurbanları 25 ila 35 yaşları arasında beyaz kadınlardı.

  • All his victims were female Caucasians
    between the age of 25 and 35.
    Bütün kurbanları 25 ila 35 yaşları
    arasında beyaz kadınlardı.

  • All the world shall know a golden age of justice and of love.
    Bütün dünya adalet ve sevginin altın yılını görecek.

1,039 cümle
Cümle Sözlük, bir Onur-Hoca projesidir. cumlesozluk.com © 2009 - 2019