- I'm sorry for you.
- I've managed all these years without your pity.
- Let's go back, Boriska.
- I can't. I know that's not the right clay.
- Then what is right?
- I know what it is. I don't need people like you. I can manage things on my own.
- Senin için üzülüyorum.
- Bütün bu yılları senin acıman olmadan yaşadım.
- Hadi dönelim, Boriska.
- Yapamam. Bunun doğru gün olmadığını biliyorum.
- Peki öyleyse doğru olan ne?
- Ne olduğunu biliyorum. Senin gibi insanlara ihtiyacım yok. Tek başıma başarabileceğimi biliyorum.
- What did you say?
- I want a divorce, Macon, I rented an apartment downtown.
- Honey, listen, it's been a hard year. We've had a hard time. People who lose a child often feel this way.
- Sen ne dedin?
- Boşanmak istiyorum. Macon, şehir merkezinde bir daire kiraladım.
- Tatlım, dinle. Çok zor bir yıl oldu. Çok zor zamanlar geçirdik. Çocuğunu kaybeden kişiler genellikle bu şekilde hissederler.
- I guess it's because of the war.
- Moreover we haven't put it behind us yet.
- When people fall into the harbour with their clothes on.
- That's funny?
- No, that's not funny.
- Sanırım savaştan dolayı.
- Üstelik savaşı henüz arkamızda da bırakmadık.
- İnsanlar kıyafetleriyle limana düştükleri zaman...
- Komik mi geldi?
- Hayır, hiç komik değil.
- What are you laughing at?
-Nothing. Ever think of how many people are here because you saved them? Or helped them, or arrested somebody who would've hurt them?
- Niye gülüyorsun?
- Hiç. Kaç tane insanın sadece sen onları kurtardığın için burada olduklarını hiç düşündün mü? Ya da onlara yardım ettiğin için, ya da onlara zarar verecek birilerini tutuklamış olduğun için.
- When did they realize that?
- They knew when they'd see on the X-ray, the boy had been operated on. They'd removed a kidney.
- There are people who do that. Filthy people! Bad people! Traffickers in human organs.
- Ne zaman farkına vardılar?
- X-ry'de çocuğun ameliyat edildiğini gördüklerinde öğrendiler. Böbreğini almışlardı.
- Bunu yapan insanlar var. Pis insanlar! Kötü insanlar! Organ tüccarları.
- You could do anything you like. The more fantastic, the better. That's what people want: fantasy. You write a proper part for me.. ...a couple of catchy songs.. ... I guarantee you a triumph deluxe! What do you say?
- How much will you pay me?
- Well, madame......how about half the receipts?
- Ne istersen yapabilirsin. Ne kadar çok fantazi, o kadar iyi. İnsanların istediği bu: fantazi. Bana düzgün bir parça yaz... dikkat çekici birkaç şarkı... Ben de sana ekstra lüks bir zaferi garanti edeyim. Ne diyorsun?
- Bana ne kadar ödeyecksiniz?
- Peki, bayan... hesapların yarısına ne dersiniz?
- I thought we were having coffee. You can trust me, you know.
- I know that.
- I'd never hurt you. Remember when you said some people were meant to meet each other? Maybe we were meant to meet that way.
- Kahve içeceğimizi sanıyordum. Bana güvenebilirsin, biliyorsun.
- Bunu biliyorum.
- Asla seni incitmem. Bazı insanların tanışmasının kaderleri olduğunu söylediğini hatırlıyor musun? Belki de bizim bu şekilde tanışmamız gerekiyordu.
- You keep up the good work.
- See you around. Only thing is... ink tests show that the note was written two years ago, not last week. You people are derivative.
- İyi işlerine devam et.
- Görüşürüz. Sadece birşey var... mürekkep testleri notun geçen hafta değil, iki yıl önce yazıldığını gösteriyor. Sizler birbirinizin türevisiniz.
- That's the fiirst question people ask. Have I ever killed anyone? So casually, like asking me what kind of car I drive. Why don't they ever ask if I ever saved anyone?
- Have you? Saved anyone, I mean.
- İnsanların ilk sorduğu soru bu. Kimseyi öldürdüm mü? Ne tür araba kullanmdığımı sormak gibi, o kadar teklifsizce. Neden hiç bir zaman birini kurtardım mı diye sormuyorlar?
- Yaptın mı? Birini kurtardın mı yani?
- People aren't ashamed of it like they used to be. This is a great thing. The truth restored, law restored. That's what President Reagan's done, Harper. He says truth exists and can be spoken proudly.
- İnsanlar eskiden olduğu gibi bundan utanmıyorlar. Bu harika birşey. Gerçekler iyileşti, kanın iyileşti. Bu Başkan Reagan'ın yaptığı birşey, Harper. Gerçekler vardır ve gurur duyularak anlatılabilir der.
- People aren't ashamed of it like they used to be. This is a great thing. The truth restored, law restored. That's what President Reagan's done, Harper. He says truth exists and can be spoken proudly.
- İnsanlar eskiden olduğu gibi bundan utanmıyorlar. Bu harika birşey. Gerçekler iyileşti, kanın iyileşti. Bu Başkan Reagan'ın yaptığı birşey, Harper. Gerçekler vardır ve gurur duyularak anlatılabilir der.