go
Logo
twitter twitter
çevrimiçi: 1503 kişi  22 May 2026 
 Boşluk doldurma (kelimeler)
 Boşluk doldurma (fiiller)
 Kelime tamamlama
 Fiil tamamlama
 Kelime Eşleştirme
 Fiil Eşleştirme
 Kelime Telaffuzları
 Fiil Telaffuzları
 Fiil çekim testleri

learn

learnt/ learned, learnt/ learned, learning, learns
f. öğrenmek
  • I'm sorry for the delay.Only this morning did we learn an inspection team was coming.
    Gecikme için özür dilerim. Ancak bu sabah bir teftiş ekibinin geleceğini öğrendik.
  • If people learn Simplicado, everyone will be able to communicate with each other more easily.
    Eğer insanlar Simplicado’yu öğrenirlerse, herkes birbiriyle daha kolay iletişim kurabilecek.

  • If you want to learn English,all you have to do is to learn grammer and lots of daily words.
    Eğer İngilizce öğrenmek istiyorsan,tüm yapman gereken dilbilgisi ve çok sayıda günlük kelime öğrenmektir.
  • How can I learn to be a cowboy, If you won't let me go out and gamble.
    Eğer dışarı çıkmama ve kumar oynamama izin vermezsen nasıl bir kovboy olacağım?
  • You got to learn to like them, if you're going to eat with me Don't you dare throw them up in here Or I'll get Spangler to stuff them back down your throat
    Eğer benimle yemek yiyeceksen, onları sevmeyi öğrenmek zorundasın. Onları buraya fırlatmaya asla cesaret etme. Yada Spangler’a onları boğazına dizmesini söylerim.
  • There's no point fighting about this . You have to learn to accept the inevitable.
    Bunun hakkında kendini paralaman gereksiz. Kaçınılmaz olanı kabullenmeyi öğrenmek zorundasın.
  • A child like this will be able to go to school, to learn and grow.
    Bunun gibi bir çocuk okula gidebilecek, öğrenecek ve büyüyecek.

  • You must learn how to forget about that. You'll be fine.
    bunu nasıl unutacağını öğrenmelisin.iyi olacaksın.
  • You know, like the moral of a story It's what you learn from a story or a fable or a life experience
    Bilirsin işte, bir hikayenin ana fikri gibi. Bir hikayeden ya da masaldan veya bir hayat tecrübesinden öğrendiğin şey.
  • You have found my weakness.. ...but I have yet to learn yours. I should think it was quite obvious.
    Benim zayıflığımı buldun.. …ama bende seninkini bulmalıyım. Sanırım oldukça meydanda.
  • You have to learn not to use bleaching liquid for my colourful clothes.
    Benim renkli kıyafetlerimde beyazlatıcı sıvı kullanmamayı öğrenmelisin.
  • There are classes on Physical education. Let's learn volleyball.
    Beden Eğitiminde sınıflar var. Hadi voleybol öğrenelim.
  • Don't yell at me. She needs
    to learn responsibility.
    Bağırma bana. Sorumluluk
    almayı öğrenmesi gerek.
  • You will learn all other vital information from your companion.
    Arkadaşından, diğer tün hayati önem taşıyan bilgiyi edineceksin.
  • I was happy to get your call and learn that you were finally in town.
    Aradığına ve nihayet kasaya geldiğini öğrendiğime sevindim.
  • Whoever wants to know the heart and mind of America had better learn baseball, the rules and realities of the game - and do it by watching first some high school or small-town teams.
    Jacques Barzun
    Amerikanın düşüncesini ve yüreğini tanımak isteyen herkes beyzbolü öğrense iyi olur,oyunun kurallarını ve gerçeklerini- ve bunu ilk kez bazı lise yada küçük kasaba takımlarını izleyerek yapsa iyi olur.
  • The high mark he took was exhortative for him to learn English.
    Aldığı yüksek not onun ingilizce öğrenmesi için teşvik niteliğindeydi.
  • and see if I could not
    learn what it had to teach,
    ...ve görmek istedim, öğrenmem
    gerekenleri öğrenmiş miyim,...
  • and you should learn a lesson from my mistakes.
    ...ve benim hatalarımdan ders almalısın.

  • - Can't sleep? Me neither. Want to go somewhere?
    - Now? It's 3 a. m. The whole world is sleeping.
    - Not the whole world.
    - Is this a date?
    - Just an appointment.
    - We can rest, if you want.
    - Well, then rest. See you later. I wish we could go swimming. Why can't we?
    - In our clothes? Oh, my God! You can't take off your clothes in a state park!
    - You need to learn to take a day off. Come on!
    - Uyuyamadın mı? Ben de. Bir yere gitmek ister misin?
    - Şimdi mi? Saat sabahın 3'ü. tüm dünya uyuyor.
    - Tüm dünya değil.
    - Bu bir randevu mu?
    - Hayır bir buluşma.
    - Dinlenebiliriz, istersen.
    - Peki, dinlen o zaman. Sonra görüşürüz. Keşke yüzmeye gidebilseydik. Neden gidemiyoruz?
    - Elbiselerimizle mi? Oh aman Tanrım! Devlet parkında kıyafetlerini çıkaramazsın.!
    - Bir gün izin yapmayı öğrenmen gerek. Hadi ama!

1,341 c?mle
Cümle Sözlük, bir Onur-Hoca projesidir. cumlesozluk.com © 2009 - 2026