go
Logo
twitter twitter
çevrimiçi: 1209 kişi  19 Ağu 2026 
 Boşluk doldurma (kelimeler)
 Boşluk doldurma (fiiller)
 Kelime tamamlama
 Fiil tamamlama
 Kelime Eşleştirme
 Fiil Eşleştirme
 Kelime Telaffuzları
 Fiil Telaffuzları
 Fiil çekim testleri

harm

harmed, harmed, harming, harms
f. zarar vermek
i. zarar, felâket
  • It seems only yesterday that the last entry was made, and yet how much between then, in Whitby and all the world before me, Jonathan away and no news of him, and now, married to Jonathan, Jonathan a solicitor, a partner, rich, master of his business, Hawkins dead and buried, and Jonathan with another attack that may harm him.
    Son giriş sadece dün yapılmış gibi görünüyor,ve şu anda ne kadar öyleyse Whitby da ve önümdeki tüm Dünyada,Jonathan uzakta ve ondan bir haber yok,ve şimdi Jonathan la evlendi,Jonathan bir avukat,bir arkadaş,zengin ve işinde uzman,Hawkins öldü ve gömüldü ve Jonathan ona zarar verebilecek bir saldıryla.
  • Sit down, my dear. He'll not harm you.
    Otur canım. O seni incitmeyecektir.
  • I assure you that this medicine can not harm you.
    Bu ilacın sana zarar vermeyeceğini garanti ederim.
  • Well, there is no harm in visiting
    the family planning center
    Aile planlaması merkezini
    bir ziyaret etmekten zarar gelmez.
  • -I found out I have been a lot more careful.
    - You think I would harm a patient?
    - No, I don't. But the administration has left it up to Kerry.
    -Çok daha fazla dikkatli olduğumu fark ettim.
    -Bir hastaya zarar vereceğimi düşündün?
    - Hayır. Ama idare onu Kerry'ye bırakmış.
  • - He could do musical harm to the princess.
    - Between us, no one in the world could do musical harm to the princess.
    - Prensese müzik anlamında kötülük yapabilirdi.
    - Aramızda kalsın, dünyada kimse prensese müziksel bir kötülük yapamaz.
  • - The party is over, let's go, It's over?
    - It's not over, it has just started. The harm caused by love is just cured by another one.
    - Parti bitti. Hadi gidelim, bitti.
    - Bitmedi. Daha yeni başladı. Aşkın verdiği zarar ancak başka bir aşkla iyileşir.
  • - Sit down, my dear! He'll not harm you. Sir Robin, this is the Lady Marian Fitzwalter.
    - I hope my lady had a pleasant journey from London?
    - Otur, hayatım!Sana bir kötülüğü dokunmaz. Sör Robin, bu Leydi Marian Fitzwalter.
    - Umarım, leydim Londra'dan güzel bir yolculuk geçirmiştir.
  • -Why do you think he'd harm me?
    - We don't know the answer.How is he worth the risk to you, to Martin, to our family?
    - Neden bana zarar vereceğini düşünüyorsun?
    -Cevabı bilmiyoruz. Seni, Martin'i ailemizi riske atmaya değer biri mi?
  • .- Scissors It was a weapon
    - Why do you think he'd harm me?
    - We don't know the answer How is he worth the risk to you, to Martin, to our family?
    - Makas. O bir silahtı.
    -Neden onun bana zarar vereceğini düşünüyorsun?
    -Cevabı bilmiyoruz.Kendini, Martin’i, ailemizi riske atmaya değer mi o?
  • - You just harm one hairof my lady's head......and that ugly face of yours will walkabout with no neck under it.
    - Kadınımın saçının bir teline zarar verirsen... o çirkin suratın altında bir boyun olmadan gezmek zorunda kalır.
  • - You just harm one hair of my lady's head......and that ugly face of yours will walk about with no neck under it.
    - Kadınımın saçının bir teline zarar verirsen... o çirkin suratın altında bir boyun olmadan gezmek zorunda kalır.
  • - I'll take this to my room so we can go eat.
    - No, I can't.
    - Macon, what harm would it do to have supper with me? I'm someone from home, you've run into in Paris.
    - Bunu odama götürdükten sonra yemeğe gidebiliriz.
    - Hayır, yapamam.
    - Macon, benimle öğle yemeği yemenin ne zararı var? Pariste karşılaştığın, evden biriyim.
  • - That will be enough, young man.
    - I raised that dog from a puppy. I wouldn't harm a hair on his head.
    - Bu kadar yeter, genç adam.
    - Küçüklüğünden beri bu köpeği ben yetiştirdim. Kılına bile zarar vermem.
  • - That will be enough, young man.
    - I raised that dog from a puppy. I wouldn't harm a hair on his head.
    - Bu kadar yeter, genç adam.
    - Küçüklüğünden beri bu köpeği ben yetiştirdim. Kılına bile zarar vermem.
  • - In such a deranged state, he might harm himself. Perhaps other people.
    - What shall we do?
    - I think we should call the police.
    - Böyle deli bir durumdayken kendine zarar verebilir. Belki başkalarına da.
    - Ne yapacağız?
    - Bence polisi aramalıyız.
  • - Don't you think you've done enough harm already?
    - Gina's old enough to defend herself.
    - I'm not thinking about Gina, but about Georgette.
    - Yeteri kadar zarar vermedin mi sence?
    - Gina kendini savunacak kadar büyük.
    - Benim düşündüğüm Gina değil, Georgette.
  • - Is that a crime? Did she ever harm you? Married at twenty? Four children? Is that the problem? Or is it the lovers?
    - Bu bir suç mu? Sana hiç zarar verdi mi? 20 yaşında evlenmek? 4 çocuk? Sorun bunlar mı? Yoksa sevgililer mi?
  • It is only partly true that religion does more harm than good in society. The community makes God into the image it wants, vengeful, or milky sweet, or scrupulously just, and so on.
    Mary Douglas
  • It is very reasonable to worry about the harm done by organized religion, and to prefer looser and more private arrangements.
    Mary Douglas

182 c?mle
Cümle Sözlük, bir Onur-Hoca projesidir. cumlesozluk.com © 2009 - 2026