go
Logo
twitter twitter
çevrimiçi: 2098 kişi  17 Şub 2026 
 Boşluk doldurma (kelimeler)
 Boşluk doldurma (fiiller)
 Kelime tamamlama
 Fiil tamamlama
 Kelime Eşleştirme
 Fiil Eşleştirme
 Kelime Telaffuzları
 Fiil Telaffuzları
 Fiil çekim testleri

hall

i. hol, salon
  • Well, here’s a seating plan of the concert hall.
    Şey, işte konser salonunun oturma planı.

  • Down the hall to the right.
    Salonun ilerisinde sağda.
  • In the hall I met Quincey Morris, with a telegram for Arthur telling him that Mrs.Westenra was dead, that Lucy also had been ill, but was now going on better, and that Van Helsing and I were with her.
    Girişte Quincey Morrise rastladım, elinde Arthur için ,ona Bayan Westenra'nın öldüğünü,ayrıca Lucy'nin hasta olduğunu,fakat şimdi iyiye gittiğini ve Van Helsing ve benim onunla birlikte olduğumuzu ona anlatan, bir telgraf vardı.
  • In the hall I met Quincey Morris, with a telegram for Arthur telling him that Westenra was dead, that Lucy also had been ill, but was now going on better, and that Van Helsing and I were with her.
    Girişte Quincey Morris'le karşılaştım,yanında Arthur için bir telgraf vardı,ona Westerna'nın öldüğünü,ayrıca Lucy'nin hasta olduğunu,fakat şimdi daha iyi olduğunu,ve Van Helsing ve onun Lucy ile birlikte olduğunu anlatıyordu.
  • The bride and groom are leaving City Hall.
    Gelin ve damat Belediye Binasından ayrılıyor.

  • But I went down the stone stairs to the hall where I had entered originally.
    Fakat ben taştan merdivenlerden salona, ilk başladığım yere indim.
  • It is a lot cheaper to spend eight hours in a rehearsal hall than in a recording studio.
    Jim Messina
    Bir prova salonunda sekiz saat geçirmek kayıt stüdyosunda geçirmekten çok daha ucuzdur.
  • We had hardly reached the hall when we heard the baying of a hound, and then a scream of agony, with a horrible worrying sound which it was dreadful to listen to.
    Bir köpek havlaması duyduğumuzda neredeyse girişe varmıştık,sonrasında dinlemesi korkuç olan üzücü berbat bir üzüntü sesi eşliğinde, bir ızdırap çığlığı.
  • After he leaves the pool hall, he usually goes to the supermarket and gets the food for the week.
    Bilardo salonunu terk ettikten sonra, genellikle süpermarkete gider ve haftalık yiyeceği alır.

  • I struggled to make it to the elevator. The place was filled with smoke. The elevator arrived and the hall was filled with firemen.
    Asansöre ulaşmak için gayret ettim. Her taraf dumanla dolmuştu. Asansör geldi ve koridor itfaiyecilerle doldu.
  • - The place is filled with smoke. The elevator arrives and the hall is filled with firemen.
    - Those firemen make out like bandits.
    - Olay yeri dumanla kaplı. Asansör geldi ve tüm koridor itfaiyecilerle doldu.
    - Bu itfaiyeciler haydutlar gibi ilerliyorlar.
  • - When are you going to do it?
    - Tomorrow we meet at City Hall at ten.
    - Ne zaman yapacaksın?
    - Yarın saat 10'da Belediye Binası'nda buluşuyoruz.
  • - Good evening!
    - Do excuse me. There's a ball in hall tonight.
    - But I'm worried about one of our dogs.I think it's dying.
    - İyi akşamlar!
    - Çok afedersiniz. Bu gece salonda bir balo var.
    - Ama köpeklerimizden biri için endişeleniyorum. Sanırım ölüyor.
  • - I had this moment of incredible fear.. and also.. it just flashed through my mind. The whole hall of justice, it's empty, it's deserted...it's gone out of business forever...
    - İnnılmaz bir korku yaşadım... ve aynı zamanda... Beynimde bir şimşek çaktı. Haksızlık dehlizi, bomboş, terkedilmiş sonsuza dek emekliye ayrılmış...
  • - I get the picture. Later i'll have to go to the town hall and dig out the originals from the files.
    - Durumu anladım. Daha sonra Belediyeye gitmem ve dosyalara dalıp orjinalleri çıkarmam gerekecek.
  • - However, it is important that you know where you are and why you are here. This is the dining hall of the Sarah Siddons Society.
    - Ancak, nerede olduğunu ve neden burada olduğunu bilmen önemli. Burası Sarah Siddons Derneğinin yemek salonu.
  • - I want you to look at my goddamn driver's license. And my pool hall card.
    - You won't need them down here.
    - Allahın cezası ehliyetime bakmanı istiyorum. Ve havuz giriş kartıma.
    - Burada onlara ihtiyacın olmayacak.
  • On a table in the hall was a great bunch of keys, with a time-yellowed label on each.
  • It was only when he had reached the entrance hall that he made a sudden movement, drew his foot from the living room, and rushed forward in a panic.
  • In the hall two of the maids came to me, and asked if they or either of them might not sit up with Miss Lucy.

150 c?mle
Cümle Sözlük, bir Onur-Hoca projesidir. cumlesozluk.com © 2009 - 2026