- Now I really have to go. You called me "Lou the Jew.
- That was a joke.
- I didn't think it was funny.
- lt was three years ago. You hate me because you hate black people.
- Şimdi gerçekten gitmeliyim. Bana 'Yahudi Lou' derdin.
- O bir şakaydı.
- Hiç komik bulmadım.
- Bu üç yıl önceydi. Benden nefret ediyorsun çünkü zencilerden nefret ediyorsun.
- You're the author. You're God. You can create whatever comes into your head. Characters we Iike or characters who make us.. want to shut the book and never open it again For example... Shaw was the man with a thick bIond...
- Thin black moustache.
- Thin black, yes.
- Sen yazarsın. Sen Tanrısın. Aklına ne gelirse onu yaratabilirsin. Sevdiğimiz karakterler ya da kitabı kapatmamızı ve bir daha açmamızı isteten karakterler. Mesela Shaw... kalın sarı...
- İnce siyah bıyıklı.
- İnce siyah, evet.
- You're the author. You're God. You can create whatever comes into your head. Characters we Iike or characters who make us.. want to shut the book and never open it again For example... Shaw was the man with a thick bIond...
- Thin black moustache.
- Thin black, yes.
- Sen yazarsın. Sen Tanrısın. Aklına ne gelirse onu yaratabilirsin. Sevdiğimiz karakterler ya da kitabı kapatmamızı ve bir daha açmamızı isteten karakterler. Mesela Shaw... kalın sarı...
- İnce siyah bıyıklı.
- İnce siyah, evet.
- Prince John's calling Bishop of the Black Canons.. ...to proclaim him kin in Nottingham tomorrow.
- How'd you learn this?
- Lady Marian. She overheard.
- Prens John, Black Canons piskoposunu arıyor... yarın onu Nottingham'da ailesi olarak ilan etmek için.
- Bunu nasıl öğrendin?
- Lady Marian. Kulak misafiri olmuş.
- It was weird. It was dark. There were pictures made of cloth. Right on the walls and .. candles, black candles. There was a .. thick wood table. And ...there were knives and saws. There's something carved on the table like a ...a symbol.
- Pentagram.
- How'd you know?
- Go on, go on.
- Garipti. Karanlıktı. Kumaşlardan yapılmış resimler vardı. Duvarlardaydılar ve şamdanlar.. siyah şamdanlar. Kalın tahta bir... masa vardı. Ve... bıçaklar, testereler vardı. Masada bir... bir sembole benzeyen bir şey oyulmuştu.
- Beş köşeli yıldız.
- Nereden bildin?
- Devam et, devam et.