America is buying less steel in Europe. I think they'll erect a tariff embargo within the next year, so it will be impossible to export our steel to America.
Amerika Avrupa’da daha az çelik alıyor. Sanırım gelecek yıl içinde bir kota kısıtlaması koyacaklar, bu yüzden çeliğimizi Amerika’ya ihraç etmek imkânsız olacak.
- You know what the next move is, don't you?
- Yes, l do. Jack Burden Willie Stark's hatchet man .
- How did you find out ?
- This would never stand at law. lt happened over 25 years ago. You could never get any testimony. Everybody is dead.
- Everybody except you .You're alive. People think you're a certain kind of man.
- Sonra ne olacak biliyorsun, değil mi?
- Evet, biliyorum. Jack Burden, Willie Stark'ın kiralık katili.
- Nasıl öğrendin?
- Bu mahkemeye girmez. Bu olay 25 yıl önce oldu. Hiçbir şekilde ifade alamazsın. Herkes öldü.
- Sen hariç herkes. Sen yaşıyorsun. İnsanlar seni güvenilir biri olarak biliyor.
- lf l were you.. l´d go out and hum for the next year
- lf l were you, Russ, l´d have my mouth full of shotgun with my toe on the trigger.
- Senin yerinde olsaydım, dışarı çıkar gelecek sene boyunca vızıldardım.
- Ben senin yerinde olsaydım, Russ, ağzımda dolu bir silah ayak parmağım da tetikte, olurdu.
- Let me tell you about Gary. He's tall. He's nice to me. He's intelligent. And he doesn't make me sleep in the wet spot.
- It's a trick. I bet he's a shit.
- I think he is truly concerned with my happiness.
- Then he'll be a big help next year, when we all come to your house.
- He's asked me out for New Year's. And did I mention that he is a lawyer?
- Sana Gary'yi anlatayım. Uzun boylu. Bana karşı iyi. Zeki. Islak yerde uyumama da müsade etmiyor.
- Bu bir oyun. Bahse girerim bok gibidir.
- Sanırım, mutluluğumla gerçekten ilgileniyor.
- O zaman gelecek yıl senin evine geldiğimizde çok yardımı olacak.
- Yılbaşında beni davet etti. Ya avukat olduğunu söylemiş miydim?
- What's wrong with it? Is this all right?
- Well, you're too close to the lake. You drive next time.
- So where do you think he is?
- Well, I don't know.
- Problemi ne bunun? Çalışıyor mu?
- Şey, göle çok yakınsınız. Gelecek sefer arabayla gidin.
- Peki, sence nerede?
- Şey, bilmiyorum.